10 HASTADAN 8’İ KADIN!

10 HASTADAN 8’İ KADIN!

1189
0
PAYLAŞ
   

Kronik ve yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyuşma, karıncalanma, yorgunluk, uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyalji sendromu,her yaş ve cinsiyette görülebilirken ağırlıklı olarak kadınları etkiliyor. Hastaların yüzde 70’inde stresle birlikte şikayetlerinin arttığını belirten uzmanlar, fibriyomiyalji sendromuna çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların da eşlik ettiğini belirtiyor. Üç aydan fazla devam eden yaygın ağrılar fibromiyalji habercisi olabilir.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Dilek Sarıkaya, daha çok kadınlarda görülen fibromiyalji sendromu ile ilgili önemli bilgiler paylaştı

Kadınlarda daha çok görülüyor

Dr. Dilek Sarıkaya, fibromiyalji sendromunun kronik, yaygın kas iskelet sistemi ağrısı ile birlikte belirli bir uyuşma, karıncalanma, yorgunluk, uyku bozukluğu, simetrik dağılım gösteren ağrılı hassas noktalarla sık karşılaşılan bir hastalık olduğunu belirtterek “Fibromiyalji sendromu, ırk ayrımı yapmaksızın her yaş ve cinsiyette görülmekle beraber sıklıkla kadınları etkiliyor. Her 10 hastadan 8 veya 9’unu kadınlar oluşturmaktadır. Fibromiyaljinin toplumdaki yaygınlığı yüzde 2-8 arasında ve bu yaygınlık oranları yaşla beraber artış gösteriyor” diye konuştu.

Bu faktörler fibromiyaljiye yol açıyor!

Fibromiyalji sendromunu ortaya çıkaran etkenleri belirlemek amacıyla 50 yıldan fazladır çok sayıda araştırma yapıldığını belirten Dr. Dilek Sarıkaya “Son yıllarda da bu çalışmaların sayısında ciddi bir artış görülüyor. Ancak maalesef henüz tam olarak etiyolojisi anlaşılamadı. Daha önceden geçirilmiş çeşitli enfeksiyon hastalıkları, genetik aile öyküsü, fiziksel ya da duygusal travma gibi bir stres kaynağı, kişinin kendine yönelik yüksek beklenti düzeyinin olması, iş odaklı yaşam, mükemmeliyetçilik, gevşeyememe ve hayattan zevk alamama, duygulanımsal ve kişiler arası çatışmaları inkâr etme, öfke ve düşmanlık duygularıyla başa çıkamama, bağımlılık ve bakım gereksinimi gibi çocuksu ihtiyaçlar, fiziksel ya da duygusal travma yaşanmış olması fibromiyaljiye yol açıp belirtilerin kötüye gitmesine neden olabiliyor” diye konuştu.

Dr. Dilek Sarıkaya
Yaygın ağrı ve hassasiyet önemli kriter

Dr. Dilek Sarıkaya, fibromiyaljide sıklıkla tetik noktalar veya hassas noktalar olarak adlandırılan vücut alanları bulunduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu noktalar hafif basınç uygulamakla bile ağrıya neden olabilen 18 farklı alanı içerir. Tetik noktalarının neden olduğu ağrı, vücudun birçok bölgesini etkileyen, tutarlı künt bir ağrı olarak tanımlanabilir. Yaygın ağrı ve hassasiyet varsa kişiye fibromiyalji tanısı konur. Tetik noktaları başın arkası, omuz üstleri, üst göğüs, kalçalar, dizler ve dirseklerdir. Ancak bu tetik noktaları artık tanı için odak değil. Bunun yerine, 3 aydan fazla bir süredir devam eden yaygın ağrı varsa ve ağrıyı açıklayabilecek teşhis edilebilir bir tıbbi durum yoksa fibromiyalji tanısı konulabiliyor. Fibromiyaljide tetik noktalarda ağrı dışında başka belirtiler de görülebiliyor. Bu belirtiler yorgunluk, uyku problemleri, uzun süre uykuya rağmen dinlenmiş hissetmemek ve yataktan kalkmakta zorlanmak, baş ağrısı, depresif ruh hali, kaygı, odaklanmada ve dikkat vermede zorluk, alt karın bölgesinde ağrı, nefes almada zorlanma, kulaklarda çınlama, egzersize karşı dirençsizlik ve çabuk yorulma şeklinde görülebilir.”

Stres şikayetleri artırıyor

Stresin fibromiyalji belirtilerinin ortaya çıkmasında ve kötüleşmesinde etkili olduğunu belirten Sarıkaya, “Fibromiyalji hastalarının yüzde 70’e yakını stres ile şikayetlerinin arttığını bildiriyor. Hastalarda psikiyatrik rahatsızlıkların birlikteliğine yine yüzde 70’e varan oranlarda rastlanıyor. Yapılan araştırmalar, fibromiyaljiye depresyonun eşlik etme sıklığının yüzde 28,6 ile yüzde 70 arasında değişen oranlarda olduğunu ortaya koyuyor. Travma sonrası stres bozukluğu, disosiasyon bozukluğu, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları ve somatoform bozukluklar da fibromiyalji hastalarında görülebilen diğer psikiyatrik hastalıklardır” dedi.

Tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekiyor

Sarıkaya, fibromiyaljiyi tespit edebilen özelleşmiş bir laboratuvar ya da görüntüleme testi olmadığını söyledi ve sözlerini şöyle noktaladı:

“Bununla beraber diğer kronik ağrı nedenlerini dışlamak için görüntüleme yöntemleri ve kan tetkiklerinden faydalanılıyor. Tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Fibromiyalji hastaları teşhis için romatoloji, algoloji veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanına başvurabilirler. Ancak stres faktörleri, ruhsal travma gibi psikolojik faktörler veya uyku bozukluğu, depresyon, anksiyete bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıkların birlikteliğinde sürece psikiyatri uzmanının da dahil olması gerekiyor. Depresyon ve anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullandığımız bazı antidepresan ilaçların, bilişsel davranışçı terapinin ve EMDR tekniğinin hem stresin ve kronik ağrı yakınmalarının azaltılmasında, hem de eşlik eden psikiyatrik hastalıkların tedavi edilmesinde etkili olduğu, dolayısı ile hastaların yaşam kalitesine önemli faydaları olduğu biliniyor. Ağrı ile olumlu başa çıkma yöntemlerinin güçlendirilmesi ve olumsuz başa çıkma yöntemlerin belirlenerek azaltılması, fizyolojik uyarılmayı azaltmak için gevşeme eğitimi verilmesi, ağrı davranışına yönelik çevresel tepkileri düzeltme, ağrı kesici ilaçların kullanımını azaltarak fiziksel aktivite düzeyini artırma fibromiyaljide görülen kronik ağrı yakınmalarının tedavisinde kullanılan önemli davranışçı yaklaşımlardır.”


FİBROMİYALJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Fibromiyalji kısaca, yorgunluk, uyku, hafıza ve psikolojik durum sorunlarıyla beraber görülebilen tüm vücuttaki kronik ağrı sendromudur. Hastaların genel şikayetleri ağrı ve belirli bölgelerde görülen aşırı hassasiyettir. Semptomların kişiden kişiye
farklılık göstermesi nedeniyle belirli bir kalıpta tanım yapmak oldukça zordur.

PEKİ ASLINDA NEDİR?
Hastalığın ilk tanımlanmaya başlandığı dönemlerde romatizmal olabileceği
düşünüldüyse de, eklemlerde, kaslarda veya diğer dokularda harabiyet yaratmaması nedeniyle, bu düşünceden vazgeçilmiştir.

Yani fibromiyalji romatizmal yada artrit benzeri bir hastalık değildir. Ağrı şikayetinin yanında görülen en belirgin semptomlar, uyku sorunları ve yorgunluktur. Bu nedenle temelinde psikolojik sorunlar olduğu düşünülse de, araştırmalar bunun aksini
göstermiştir. Aksine genel ağrı şikayetlerinin depresyonu tetiklediği düşünülmektedir. Yani fibromiyalji psikolojik bir hastalıkta değildir.

SIRT AĞRISIYLA KARIŞTIRILMAKTADIR
Ağrılar, tüm vücutta olabilseler de genellikle sırt bölgesinde yoğunlaşırlar, bu nedenle her sırt ağrısına fibromiyalji tanısı yakıştırılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken durum, kronik sırt ağrısı ile fibromiyaljiyi karıştırmamaktır. Kronik sırt ağrısı genellikle sırt kaslarındaki kuvvetsizlik yada skolyoz ve kamburluk gibi iskelet sistemi sorunlarına bağlı gelişirken; fibromiyaljinin kesin nedeni hala bilinmemektedir. Yani, her kronik sırt ağrısı, fibromiyalji değildir.

GENETİK HASTALIK DEĞİLDİR
Ağrının his edildiği bölgeler her ne kadar kaslar ve eklemler olsa da, araştırmacılar tarafından kabul edilen genel kanı, bu ağrıların temelinin Beyin’deki ağrı merkezlerinin aşırı hassaslaşması olduğudur. Yani, ağrının sebebi sadece kas ya da eklem
sorunları değildir. Hastalık genellikle 20 ile 50 yaş arasında ortaya çıkarken, her ırkta benzer oranlarda görülmektedir. Ancak yaklaşımların daha başarılı olduğu kabul edilmektedir. Hastalara bir yandan ağrı kesici ilaçlar verilirken, bir yandan da fizik
tedavi ve zorlayıcı olmayan egzersizler verilmektedir. Psikolojik destek almakta tedavinin parçalarındandır. Yoga, nefes egzersizleri, yüzme gibi alternatif yöntemler de tedavinin bir parçası olabilir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.