BU SERGİDE KADIN VAR “KIRIL-MA”

BU SERGİDE KADIN VAR “KIRIL-MA”

166
0
PAYLAŞ

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Canbolat’ın “Kırıl-ma” adlı seramik sergisi Bodrum Ticaret Odası Sergi Salonu’nda açıldı.

Ayşe Canbolat’ın yumurta viyollerini kullanarak yaptığı ve toplam 28 çalışmasından oluşan sergisinin açılışına öğretim görevlisi mesai arkadaşları, Öğrencileri ve Bodrumlu sanatseverler katıldı. Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Canbolat, sergisinde yumurta viyolleri ve farklı figürlerde çalıştığı yumurta betimlemelerinde kadınların gerçek hayattaki yaşadıklarının birer ifadesi olduğunu söyledi ve sergisi hakkında şunları söyledi;

“Kırıl-ma” aslında iki yıllık bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıktı. Tema olarak kadın üzerinden çalışmalarımı biçimlendirdim. Çalışmaların temelinde halk arasında yumurta kartonu da tabir edilen yumurta viyolleri var. Çalışmaların nneredeyse her birinde viyolleri görüyorsunuz. Ancak renkleriyle, şekilleriyle farklı bir yorumla karşınıza çıkıyor. Bazen üçgen olarak, bazen daire şeklinde bazen kare şeklinde. Viyollerin içinde de deforme edilmiş ve yumurtaya benzer formlar var. Bu formlar, kadınsal objeleri temsil ediyor. Bu objeler kimi zaman sıkıştırılmış, kimi zaman kesilmiş, mağdur edilmiş veya acıya maruz kalmış çok çeşitli şekillere sahip. Kimi zaman da hiç kırılmamış, bütünlüğünü koruyan parçalar şeklinde karşımıza çıkıyor. Viyolleri belli renklerle ayrıştırarak ifade etmeye çalıştım. Siyah gibi, toprak rengi gibi, kırmızı ve beyaz gibi. Toprağın zaten üremedeki rolünden dolayı kadınla özdeşleştirilen bir yanı var. Toprak kadındır, dişidir, anadır. O yüzden çalışmalarımda özellikle toprak rengi tercih ettim. Beyaz renk de masumiyetin rengidir. Kadının masumiyetini, doğurganlığın, yumurtanın beyazlığını, saflığını simgeliyor. Kırmızı da belli noktalarda kırılmış, ezilmiş, acı çekmiş birimlerin içinde görüyoruz. Özellikle o acıyı ifade etmek adına kullanılmış bir renk. Siyah yine çalışmalarımda özellikle dikkat çekiyor. Siyah da aslında kadına dair birçok ifadede karşımıza çıkıyor. İnsanlar sevdiğini kara gözlü olarak sever. Bir anlamda baktığımız zaman kadın kara çarşafa da bürünmüştür veya burkayla bir silüet halinde karşımıza çıkar.

Sanat Eleştirmeni Melis Boyacı’nın sergi ile ilgili olarak yaptığı anlatım ise çok daha dikkat çekiçi. Melis Boyacı da Ayşe Canbolat’ın sergisini şu şekilde anlatmış;

“Hafıza ve Anlam Uzamı olarak “Kırıl-ma”

Ayşe Canbolat’ın “Kırıl-ma” serisi ile karşı karşıya geldiğiniz andan itibaren zıt öğelerin tekrarının yarattığı ve sizi içine çeken uzamsal bir yayılma hissedersiniz. Söz konusu bu uzamsal yayılma dişiliğe dair sorgulama alanları oluşturur. Uzam, “uz” kökünden ve “an-on ekinin bozulmasından türemiştir. “Uz” kökü”, “genişlemek, büyümek, gelişmek,

elverişli, uygun” anlamlarını içermektedir. “An-On” eki ise, “evrensel güç/töz” anlamındadır. Bu ek, aynı zamanda, “kavramak, saklamak, sınır, zihin” anlamlarını da taşımaktadır. Uzam ayrıca, aldığı ek ile içinde “vulva, rahim” anlamını da içermektedir. Bu kökensel bağlantıların sonucu olarak “uzam”, tanrıçanın doğurganlık/yaratma alanı, yaşamı var eden yer anlamlarına karşılık gelir. İzini sürdüğümüz bu anlamsal ilişki ağı, guruların “yeniden doğuş” için çekildikleri tapınakları da imlemektedir. Bu tapınaklar bir bakıma tanrıçanın rahmini, onu içinde barındırdığı kavrayış/bilgelik ve doğurganlığı içermektedir.

Canbolat yarattığı bu uzamsal alan ile iç bakışa, tefekküre dair verimli bir kapı aralar. Kendi tapınaklarını yaratmıştır. Her biri hafıza ve anlam uzamları olarak işler. Kullandığı formlar ve yarattığı uzamsal katmanlılık sürekli birbirini besler.

Melis Boyacı

Yumurta viyolleri ve içlerindeki memeye dönüşmüş yumurtalar tanrıçanın/kadının doğurganlığına/yaratıcılığına gönderme yapmakta ve Eski Türklerde kadına yüklenen bilgeliği yeniden çağırmaktadır. Bu anlamda yumurta viyolleri tıpkı tapınaklar gibi yeniden doğuşu ve sürekli bir yaratımı içinde barındırır. Diğer yandan ise yumurtadan dönüşen memeler viyollerin içinde olmaları bakımından kadınların gerçekleşememiş potansiyellerini imler. İçinde barındırdıkları bu anlamsal açılımda ise yumurta kapları artık kadının sınırlandırıldığı ve şekillendirildiği erkek egemen toplumun kalıplarını temsil etmektedir. Karşılıklı gidip gelen bu ilişkiyi kaidede kullandığı üçgen, kare ve daire biçimleri daha da güçlendirir. Üçgen ve daire biçimi kadının rahmine, doğurganlığına gönderme yapar. Daire aynı zamanda, doğanın hareketine denk gelir. Bir ağacın dalları gövdenin etrafında daireler oluşturacak şekilde çıkmaktadır. Yine benzer şekilde yıldızlar ve gezegenlerin hareketi yerçekimi ve kendi etraflarında dönme kuvvetleri ile karmaşık biçimler alsalar da daire ve küreler oluşturmaya çalışırlar. Kare ise dairenin karşıtı olarak doğaya ait olanı değil insanın ölçme yeteneğinin simgesi olarak algılanır. Daire doğurganlığın ve yaratıcılığın içinde barındırdığı sonsuz döngüyü imlerken kare ölçülebilir ve sonlu olmaya karşılık gelir. Böylece denilebilir ki kaidede kullanılan kare biçimi yumurta viyollerinin toplumsal baskı göndermesini güçlendirirken, daire ve üçgen biçimleri ise kadının üretkenliğini imlemektedir. Bu ise karşılıklı gidip gelen ve çatışan anlamsal katmanlılığı güçlendirir. Serideki çalışmalarda yarattığı iç ve dış yapı arasındaki bu zıtlık ve süreğenlik güçlü bir ritim yaratır. Ritimdeki vurgu meme formundaki yumurtaların ezilip büzülmüş ya da çatlamış olmalarıyla erkek egemen toplumlarda kadına bakış ve yaratılan baskı noktasında yükselir. Kadının bu noktadaki kırılganlığı ve gücü ise,  kurulan biçimsel ilişkinin yarattığı gel-git ile toplumdaki hafıza ve anlamlandırma alanlarında “Kırıl-ma        “ yaratır.

Bu ritmi güçlendiren bir diğer eleman olarak renkler devreye girer. Canbolat temelde üç renk üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunlar siyah, beyaz ve kırmızıdır. Siyahla başlarsak, Türklerde bayraklarda kullanılan bu renk, aynı zamanda, cülus törenlerinde hükümdarın üzerine oturacağı seccade ve halının da rengidir. Yüksek ve saygıdeğer bir ifadeye sahiptir. Bunun hemen akabinde, Dede Korkut hikayelerine bakacak olursak, oğlu olanın ak otağa, kızı olanın kızıl otağa, oğlu kızı olmayanın kara otağa oturtulur, önüne kara keçi yahnisi konur. Diğer yandan Türklerin toplumsal teşkilatlanmasında, halk tabakasına kara budun denir. Kara sevda, kara kış vb. deyimler de yer alır. Bunun yanı sıra, Türk kültüründe büyüklüğü gösteren bir anlamı da vardır. Çağatay çevresinde “Kara Çerik” büyük yürüyüş halindeki ordu demektir. Beyaza geldiğimizde, Şamanların külahlarını beyaz kuzu derisinden yaptırmaları, bu rengin Türk inançlarında yüceliğin sembolü olduğunu gösterir. Beyaz atlar büyük rütbeli askerleri taşıyan atlardır. Selçuklular ve Osmanlılardaki ak sancak da adalet ve gücün sembolüdür. Dede Korkut hikayelerinde Ak Bürçekli Ana tabiri oldukça fazla kullanılır. Şehit bayrağı da beyazdır. Bu renk, aynı zamanda iyimserlik ve temizliğin de sembolü olmuştur. Kırmızı renk ise Türklerin hayatında üçüncü derecede önemli renktir. Türklerde al ile kızıl renkler birbirinden farklı tonlardadır. Al; koyu turuncu anlamındadır, kızıl ise parlak kırmızı renk anlamındadır. Türklerin en eski inançlarında Al Ruhu adı verilen bir koruyucu ruhun varlığı bilinmektedir. Türklerin en eski devirlerinden beri al bayrak kullanmalarının bu koruyucu ruhla ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Dede Korkut’da evlenecek bir kızın ve damadın kırmızı kaftan kazandırdığı fikri hakimdir. Al sözü aynı zamanda, hile anlamına gelmektedir. Al bastı, yanakları al al olması hayra alamet olarak kullanılmaz. Renklerin içinde barındırdığı bu ikili karşıt anlamlar Canbolat’ın çalışmalarındaki karşıt ve birbirini besleyen ilişkiyi güçlendirir. Renkler bir yandan kadına eski dönemlerde yüklenen yücelik, bilgelik gibi özellikleri çağrıştırırken diğer yandan kadına yüklenen cadılığı ve uğursuz yönleri imler ki bu toplumun kadın üzerinde kurduğu baskıya da göndermede bulunur.

Bu bağlamda, Canbolat’ın çalışmaları izleyiciyi, kendi başlarına ve birbirleriyle karşılıklı diyalogları ile kurulan hafıza ve anlam uzamları olarak kadına dair tarihsel bir sorgulamaya götürür.

Melis Boyacı

Mart 2019″

Doğum günü ile aynı günde açılan sergisinde çalışma arkadaşları ve öğrencileri de bir pasta ile Ayşe Canbolat’ın doğum gününü kutladılar. Bodrum Ticaret Odası Sergi Salonu’nda yer alan Kırıl-Ma Sergisi, 5 Nisan’a kadar pazar güleri hariç her gün görülebilir.

Dr. Ayşe Canbolat Kimdir?

1982, Adana. 1996-2000 yılları arasında Seyhan Anadolu Kız Meslek Lisesi-Seramik Bölümü’nden mezun oldu. 2002-2005 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Bölümünde lisans eğitimi, 2005-2006 yılında da Sokrates-Erasmus öğrencisi olarak İspanya’nın Valencia şehrinde, Universidad Politechnico de Valencia Üniversitesinde eğitim aldı. 2011 Yılında Anadolu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde Seramik Ana Sanat Dalında Yüksek Lisans, 2016 yılında da aynı üniversitede Sanatta Yeterlik derecesini tamamlamıştır. İki ödülü bulunan sanatçı 3 kişisel sergi açmıştır. Halen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.