DOĞADAN DÖNÜŞEN SANAT ESERLERİ İKİ YAKA’DA

DOĞADAN DÖNÜŞEN SANAT ESERLERİ İKİ YAKA’DA

295
0
PAYLAŞ

Bodrum Kumbahçe sahilinde 20-21 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan “Halikarnassos İki Yaka Kültür Festivali” birbirinden değerli el emeklerini, Gerek Bodrum’da yaşayan, gerek Bodrum’a festival için gelen binlerce ziyaretçiyle buluşturuyor.

Festivalin yola çıkış amacı olan iki farklı kültürün bir araya gelmesi temasının yanı sıra, sosyal sorumluluk olarak da farklı bir boyutu olan İki Yaka Kültür Festivali, aynı zamanda kadın-erkek gözetmeksizin, evlerinde kendi üretimlerini yapan üreticileri, büyük bir tüketici kitlesine de ulaştırmak için bir köprü görevini üstleniyor.

Gerek evlerinde yaptıkları enfes yiyecekler, gerek se el işi üretimler, sanat eserleri, hediyelikler ve aksesuar ürünleri festival ziyaretçilerini bekliyor olacak. Bunların yanında bir de doğadan aldığını yeniden dönüştürerek, elindeki materyalleri birer sanat eserine dönüştürenler de festivale damgasını vuracak olan stantlar arasında yer alıyor.

Deniz Kirpisi

 

Bunlara örnek vermek gerekirse; Defne İçözü’nün deniz kıyılarından ve deniz dibinden topladığı fosilleri bir birleriyle kombinleyerek, özellikle bulunması zor olan ve çıkartılmasına emek harcadığı Deniz Kirpisi.

Yıllarca topladığı kabuklar, tahta parçaları, denizyıldızları, kestane ve deniz kirpisi kabuklarını, geri dönüştürerek, kimisini sukulent kaktüslerle yaşatan, kimisi duvarları süsleyen tablolar gibi bir aksesuar olan ürünlerini Deniz Kirpisi markası ile satışa sunuyor.

Defne İçözü, Deniz Kirpisi hakkında şunları söylüyor;

“Yıllardır deniz kenarından denizin sürüklediği tahtaları, kabukları toplayıp, deniz dibinden hayata veda etmiş canlılardan arta kalan kabuk ve türevlerini çıkartarak bunları bir şekilde hayata geri kazandırmanın hayalini kurdum. Marmara Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü mezunu olarak, doğanın bize verdiğini, yaşama yeniden kazandırmak, yaşayan ürünler tasarlamak dürtüsü beni günden güne elimdeki materyalleri bir şekilde herkesin beğenisine açmaya sevk etti.

Ürünlerin neredeyse hepsinde kendi emeğim ile toplanmış, doğada var olan ama canlı olmayan materyalleri, onlara hayat verecek olan, onların içerisinde yaşamına devam eden ve kendi bahçemde yetiştirdiğim sukulentleri bulabilirsiniz.

Deniz Kirpisi ise çok daha özel bir kabuk. Bu canlı deniz dibinde ve bu bölgede az rastlanan canlılardan olduğundan, kabuğunu bulmak çok zahmetli ve bir o kadar da zor. Kabuk yapısı ince olduğundan, sağlamlarına ulaşmak, onları suyun dibinde üstlerini kapatmış kumlardan çıkartmak, toplayıp karaya çıkartmak da zor. Narin, az bulunan bu kabuklar adeta bir mücevher gibiler. Kırık olanlarını sukulentlerle süslüyorum, sağlamlarını da ağaç kabukları ve tahtalara yapıştırıp aksesuar olarak geri dönüştürüyorum.”

Anıl Sayın – Mimoza Piedra

Festivale İzmir’den gelen Anıl Sayın, 21 sene özel sektörde çalıştıktan sonra, emekli olmuş. Emekliliğin ardından hayalini kurduğu ve kendisini mutlu eden taşları boyayarak, tablolar yaparak kendisine bir hobi edinmiş.  Gelin Mimoza Piedra markasının hikayesini Anıl Sayın’ın anlatımıyla dinleyelim…

“Çok uzun zamandır tatile gittiğim, yürüdüğüm, gezip dolaştığım yerlerden anı olması için taş toplayıp, bunları saklardım. Şekilleri, renkleri, hoşuma giden bu taşları sadece toplar biriktirirdim.

Bir sağlık sorunu nedeniyle evde bir süre hareketsiz kalınca, onları boyayıp tablo yapmaya başladım. Önceleri sadece zaman geçirmek için yaptığım bu çalışmalar, arkadaşlarıma hediye ettiğimde onları çok mutlu edip, beğenilerini dile getirdiklerinde beni taşlarla daha güzel şeyler yapmak için teşvik etti.

Mimoza Piedra bu şekilde ortaya çıktı. Etrafımdaki her şey bana ilham verebiliyor. Çalışmalarım bazen hoşuma giden bir nesne, bir manzara, gördüğüm bir resimden oluşabiliyor. Gördüğüm her şeyi “Taşlarla ifade edebilir miyim?” diye düşünüp, çalışmaya başlıyorum.

El yapımı hediyelerin her zaman daha kalpten ve anlamlı olduğunu düşünmüşümdür. Bundan sonra yapabildiğim müddetçe, Mimoza Piedra aracılığı ile taşlarla hikayelerime devam edeceğim.”

Ufuk Yakar – Wood Art Bodrum

Taşlar, kabuklar derken dönüşüm üzerine bir başka çalışma da Ufuk Yakar’ın elinden çıkıyor. Kesilmiş, yıkılmış ağaçlardan çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere objeleri hayata geçiren Ufuk Yakar, kendi evinin bahçesinde 3 metrekare alana kurduğu atölyesinde birbirinden güzel ahşap çalışmayı gözler önüne seriyor.

Ufuk Yakar aslında Bodrum’da “Çılgın Balık Av Market’in sahiplerinden. Oldukça yaratıcı fikirleri ile balık avı yapanlar için özel tasarladığı olta ve ekipmanlarıyla sektörüne çok şey katmış bir girişimci olan Ufuk Yakar, ikinci el aldığı bir ahşap torna tezgahında hobi amaçlı ürünler üretirken, kendini geliştirip daha farklıyı, daha özeli, daha güzeli Wood Art Bodrum  markasıyla hayata geçirmeye başlamış.

“Etrafımızda o kadar fazla ağaç kesiliyor, yıkılıyor ve yakılıyordu ki, herkesin işe yaramaz olarak gördüğü, yaktığı o ağaçlara farklı bir anlam kazandırmak adeta benim görevim olmuştu. Ne yaparım? Nasıl Yaparım? Diye düşünürken, bir torna tezgahı ilanıyla kendimi bir anda, yontuların talaş tozlarının arasında buldum. Yaklaşık 2 sene önce bir odun parçasından yaptığım bir vazo ile ateşlenen bu fitil şimdi önlenemez bir şekilde yanmaya devam ediyor.

Genellikle bu çevrede ne yazık ki, çok fazla kesimi yapılan zeytin ağaçlarının dalları, gövdelerinden parçalar ve kök kısımlarından çıkan parçaları şekillendirip, tabaklar, vazolar, çeşitli aksesuarlar yapıyorum. Ben de herkes gibi bu işe arkadaşlarıma hediye olarak yaparak başladım. Hediye ettikçe gelen destek ve övgülerle daha da güzel işler çıkmaya başladı. Üretimlerim evin her köşesini kaplayınca, artık başkalarıyla da paylaşmam gerektiğini düşündüm. İki Yaka Kültür Festivali’nde iki gün boyunca ürünlerimizi sergileyeceğiz. Herkesi, benim gibi yoktan var ettiğimiz ürünleri sergileyen arkadaşlarımın stantlarını ziyaret etmeye bekliyorum.”

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.