KÖY ENSTİTÜLERİ’NE MUHTEŞEM KONSER

KÖY ENSTİTÜLERİ’NE MUHTEŞEM KONSER

136
0
PAYLAŞ
Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası, Bodrum’da “Köy Enstitüleri Kuruluş Yıldönümü nedeniyle bir konser gerçekleştirdi.
1935 yılında çalışmalarına başlanan ve 17 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile resmileştirilen, köy halkının kalkınmasını amaçlayan eğitim kuruluşları olarak hizmet vermeye başlayan Köy Enstitüleri’nin 79. Kuruluş yıldönümü nedeniyle verilen konsere klasik müzik seven Bodrum yaşayanları ilgi gösterdiler.
Münif Akalın
Bodrum Belediyesi Herodot Kültür Merkezi’nde Şef Münif Akalın yönetiminde gerçekleştirilen Can Özhan’ın solist olarak yer aldığı konserde orkestra, Nuri Sami Koral, Beethoven, Kreisler, Sarasate gibi bestecilerin eserlerine yer verdi.
Konser öncesinde izleyicileri selamlayan ve kısa bir konuşma yapan Orkestra Şefi Münif Akalın “Herkesin bildiği gibi Köy Enstitüleri yalnızca 14 yıl hizmet vermiş. 1940’ta kurulmuş, daha sonra da Öğretmen Okulları’na dönüştürülüp 1954 yılında da kapatılmıştır. O 14 yıl boyunca gerçekten çok ciddi eğitimler vererek eğitime ve toplumun gelişmesine çok katkılar sağlanmış.” diyerek kısa bir bilgilendirme yaptı.  
Konserin programından da bahseden Akalın, “İlk eserimiz Nuri Sami Koral’ın ‘Yurttan Esintiler’ adlı eseri. Belki de ilk defa biz seslendireceğiz çünkü hiçbir yerde notaları yoktu. Bodrum’da yaşayan kızı vasıtasıyla notalara ulaşabildik. Ardından çok genç, 29 yaşındaki keman sanatçımız Can Özhan bizlerle olacak. Onunla da Beethoven, Kreisler, Sarasate’nin eserlerini seslendireceğiz. En sonunda da orkestramız yine Beethoven’in 1. Senfoni’sini seslendirecek. Hepinize keyifli seyirler diliyorum” dedi.
Koserde sırasıyla şu eserler seslendirildi;
Nuri Sami Koral – Yurttan Esintiler
Ludvig Van Bethoven – Romance in F Minor Op.50
Kreisler – Prelude ve Alegro
Pablo de Sarasate – Zigeunerweisen
Ludvig Van Bethoven – 1.Senfoni

Köy Enstitüleri Nedir?
I. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde, hızlıca kalkınmak amacıyla en çok önem verilen konulardan biri eğitim olmuştur. 15 Temmuz 1921’de, (Kütahya-Eskişehir Savaşından 5 gün sonrası olan bu tarih Kurtuluş Savaşı’nın ne kadar yoğun olduğunu da belirtir) Ankara’da toplanan Maarif Kongresi’nde “yurdun her tarafından 250’den fazla erkek ve kadın öğretmenin bir araya gelmesi” eğitime verilen öneme bir kanıttır. Altı gün süren kongrede Mustafa Kemal Atatürk’ün, söylediği şu sözler de Eğitim Seferberliğini destekler niteliktedir:
“… Devlet bünyesinde yüzyıllar boyu derin idari ihmallerin neden olduğu yaraları iyileştirmede verilecek emeklerin en büyüğünü hiç kuşku yok ki, irfan yolunda esirgemememiz lazımdır… Şimdiye kadar takip olunan öğretim yöntemlerinin, milletimizin gerileme tarihinde önemli etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir Milli Eğitim Programı’ndan söz ederken, eski devrin boş inançlarından ve yaradılış niteliklerimizle hiç de ilgisi olmayan yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün etkilerden tamamen uzak, milli karakterimiz ve tarihimizle uyumlu kültür kastediyorum.”
Bunların yanı sıra, Atatürk’ün “Arkadaşlar! Bundan sonra pek mühim zaferlere kavuşacağız. Fakat bu zaferler süngü zaferleri değil, iktisat ilim ve irfan olacaktır. Ordumuzun şimdiye kadar kazandığı zaferler, memleketimizi gerçek kurtuluşa kavuşturmuş sayılmaz. Bu zaferler ancak gelecek zaferlerimiz için değerli bir zemin hazırlamıştır. Askeri zaferlerimizle mağrur olmayalım. Yeni ilim ve iktisat zaferlerine hazırlanalım.” sözlerinin ardından eğitim alanında Harf Devrimi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Halk Evleri’nin açılması gibi birtakım çalışmalar yapılmıştır.
Türkiye’de Eğitim Reformu
Şüphesiz ki, temelleri bu dönemde atılan eğitim reformunun en kilit öğelerinden biri de günümüzde hala tartışma konusu olan Köy Enstitüleri’dir. Köy Enstitüleri, 1935 yılında çalışmalarına başlanan ve 17 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile resmileştirilen, köy halkının kalkınmasını amaçlayan eğitim kuruluşlarıdır.
Köy Enstitüleri, eğitimde sürekliliği sağlayan, öğrenci merkezli, öğrencilerine yalnızca temel bilimleri değil, sanatı, sporu, müziği öğreten, hayatın birçok alanında öğrencilerini eğiten kurumlardı. Nitekim, Demokrat Parti’nin iktidar olduğu 1954 yılında kapatılana kadar birçok şehirde binlerce köy öğretmeni yetiştirmiştir.
Birçok köy çocuğunun okumasına vesile olmuş bu güzide eğitim yapısının arkasındaki mimar ise İsmail Hakkı Tonguç’tur. Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan döneminde göreve getirilen Tonguç, köylerin ve köylülerin sıkıntılarını önemseyen, eğitim sorunlarının köküne inen biriydi. Hayatı her açıdan tanıyan ve sorgulayan öğrenciler yetiştiren Köy Enstitüleri ile bilinen Tonguç’un, eğitim üzerine yazılmış 15 kitabı vardır.
Köy Enstitüleri Kuruluş Amaçları
Cumhuriyet Döneminin ilk yıllarında, halkın yaklaşık %75’inin (17 milyonluk ülke nüfusunun 13 milyonu) köylerde yaşıyor olması, milli eğitimin köylerde başlamasına zemin hazırlamıştır. Köy halkının eğitim alması ve kendi kendini eğitebilecek duruma gelmesi demek, bütün ülkenin daha kolay kalkınması demekti.
Şehir halkı köy halkına nazaran ekonomik anlamda daha rahat bir konumdaydı, onlara erişmek ve eğitim sağlamak köy halkına göre daha kolaydı. Ne var ki, köy halkına hizmet taşımak da zorlu bir süreçti. Köy halkı ve aydın kesim arasında birtakım iletişim problemleri oluşmuştu. Bu nedenle köy halkını eğitecek, onun gelişmesini sağlayacak kişiler de köy halkının içinden çıkmalıydı. Bu durum, Köy Enstitüleri adı verilen kurumların kurulmasının yolunu açmıştır.
Köy halkı sadece tarım, hayvancılık gibi geçim faaliyetleri ile uğraşıyor, bunu da ilkel tarım aletleri kullanarak yapıyordu. Okuma yazma oranı ile eğitim seviyesi de oldukça düşüktü. Dolayısıyla, köy halkının okuma yazma ve fenni eğitim ile birlikte, tarımda verimliliğin arttırılması gibi günlük bilgiler konusunda da eğitilmesi gerekiyordu. Nitekim, bu amaca yönelik olarak, Köy Enstitülerinde okuyan bir bireyin hayatın her alanında donanımlı olmasını ve başka insanları eğitmesini de sağlayacak çok kapsamlı bir müfredat oluşturulmuştur. Köy halkına cumhuriyet ilke ve inkılaplarını anlatmak ve özümsetmek de Köy Enstitülerinin başka bir hedefi olmuştur.
Köy Enstitüleri Haritası
Köy Enstitüleri Kuruluş Nedenleri
Köy Enstitülerinin kuruluş gerekçeleri olarak, Türkiye’deki 40 bin köyün 35 bininde okul olmaması (1935 yılı nüfus sayımına göre) ve bu nedenle köy çocuklarının eğitim görme haklarını kullanamamasının yanı sıra, var olan okulların da plansız olması, köy öğretmenlerinin yalnız bırakılmış olması, köylülerin aslında okuma isteğine sahip olması gösterilmiştir. Köylerin eğitim dışında da sorunları olması ve bu sorunlar ile ilgili bakanlıklarca ilgilenilmemesi, odak noktasının köylere yöneltilmesinin başka bir nedenidir. Ayrıca, kentli öğretmenler köy yaşamına uyum sağlayamadığından, köy içerisinden öğretmen yetiştirecek ve öğretmenleri köyden uzaklaştırmayacak; onların çiftçilik, demircilik, çocuk bakımı, dikiş, ev idaresi konularında bilgi sahibi olmasını sağlayacak kurumlara ihtiyaç duyulmaktadır.
“Köy Enstitülerinin amacı sadece köylülere okuma-yazma öğretmek, teknolojik yenilikleri köylere sokmak ve modern tarım yapılmasını sağlamak olmamıştır. Belki de en önemli misyonları kırsal alandaki geleneksel bağlılıkları çözmek, feodal yapıyı kırmak ve geleneksel egemen güçlerin nüfuzlarını silerek buradaki insanlara ulus bilinci aşılamaktır”. 24 Maddeden oluşan 3803 Numaralı Köy Enstitüleri Kanunu’nun ilk maddesi olan “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde, Maarif vekilliğince Köy enstitüleri açılır.” ve altıncı maddesi olan “Köy enstitülerinden mezun öğretmenler, tayin edildikleri köylerin her türlü öğretim ve eğitim işlerini görürler. Ziraat işlerinin fennî bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atelye gibi tesislerle köylülere rehberlik eder ve köylülerin bunlardan istifade etmelerini teğmin ederler…”aslında Köy Enstitülerinin kuruluş amacını ve öğrencilerine neler katmak istediğini özetler niteliktedir.
Köy Enstitüleri Kurulduğu Yerler
1930-1940 yıllarında Türkiye Cumhuriyeti tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olduğundan ve ülkedeki tarımın geliştirilmesi, modernleştirilmesi gibi konularda Köy Enstitülerine de büyük sorumluluk düştüğünden, Köy Enstitüleri, özellikle zirai çalışmaların yapılabileceği bölgelere kurulmuştur. Enstitülerin tamamı ülkenin birçok farklı ilinden öğrenciye sahip olduğundan ve bütün enstitülerin birbiriyle eş düzeyde eğitim vermesi hedeflendiğinden, seçilen yerlerin sadece tarımsal anlamda verimli olması yeterli olmamış, bütün enstitülerin benzer iklimsel ve tarımsal özellikler gösteren bölgeler olmasına özen gösterilmiştir.
Bunun yanı sıra, Köy Enstitüleri fazla öğrenci almayı hedeflediğinden (her enstitü için ortalama 1000 öğrenci) kaynak sıkıntısı yaşamamak amacıyla su kaynağı bol olan geniş toprak parçalarına kurulmuşlardır. Ayrıca, öğrencilerin yaşamdan komple izole olmaması için, köy ya da köy merkezine yakın olan bölgeler seçilmiştir.
Bu doğrultuda, kurulan enstitüler ve kuruluş yıllarının listesi aşağıdaki gibidir:
Eskişehir – Çifteler 1937
İzmir – Kızılçullu 1937
Kırklareli – Kepirtepe 1938
Kastamonu – Gölköy 1939
Malatya – Akçadağ 1940
Antalya – Aksu 1940
Samsun – Ladik/Akpınar 1940
Kocaeli – Arifiye 1940
Trabzon – Beşikdüzü 1940
Kars – Cılavuz 1940
Adana – Düziçi 1940
Isparta – Gönen 1940
Balıkesir – Savaştepe 1940
Kayseri – Pazarören 1940
Ankara – Hasanoğlan 1941
Konya/Ereğli – İvriz 1941
Sivas – Pamukpınar 1942
Erzurum – Pulur 1942
Diyarbakır/Ergani–Dicle 1944
Aydın – Ortaklar 1944
Van/Erciş – Ernis 1948

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAK

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.