DEVRİM ERBİL İLE İSATANBUL’DAN BODRUM’A SANAT ŞÖLENİ
Türk Resim Sanatı’nın yaşayan en önemli temsilcisi Devrim Erbil, “Devrim Erbil’in İstanbul’dan Bodrum’a” ismini verdiği sergisini sanatseverlerle buluşturdu.
Türk Resim Sanatı’nın yaşayan en önemli temsilcisi Devrim Erbil, kendisiyle özdeşleşen çizgilerini, kendi söylemiyle “ öteden beri uygarlık kenti, görsel sanatların tapınağı” Bodrum’da sanatseverlerin beğenisine sunmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek yaptığı açılış konuşmasında, sanatın kimsenin yapmadığını yapmaktan ibaret olduğunu ve eserlerinde de bu temel ile oluşturduğu düşüncelere yer verdiğini belirtti.
Sanatçının, Yağlıboya resimler, ahşap rölyefler, el dokuması kilim ve halıların bulunduğu, Hebil’de bulunan Touch Sanat Galerisi’nde açılan sergisinde odak noktasını Bodrum,Haliç, İstanbul Boğazı, Tarihi Yarımada ve Haydarpaşa gibi coğrafi ve tarihi İstanbul simgeleri oluşturuyor.
Bodrum ve İstanbul’un tanınmış simalarının bir araya geldiği serginin ev sahipliğini Touch Sanat Galerisi Kurucuları İnci Aytaç ve Ferda Bakay Saka yaptı.
“Devrim Erbil’in İstanbul’dan Bodrum’a” başlığı altında topladığı çalışmaları 21 Eylül 2021 tarihine kadar Touch Sanat Galerisi Hebil’de gezilebilir.
Devrim Erbil
Eski adıyla Sanayi-i Nefise Mektebi Ali’sinde, bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne 1954’te öğrenci olarak giren Devrim Erbil, bu okuldan 2004’te profesör olarak emekli olmuştur. Eğitimine Halil Dikmen ve Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde devam ederken yaşadığı kenti anlamaya çalışan sanatçı, İstanbul’u bir bütün olarak, içinde barındırdığı tüm özellikleri ile; kentin dokusu, hibrid kültürü, Bizans ve Osmanlı sanatından mimari yapılarla, minyatürler ve yazılarla ele alır.
Sanatçı, Osmanlı Minyatür sanatına atıfta bulunarak eserlerini yorumlamaktadır. Osmanlı Minyatürlerinde gördüğümüz “uzayı genişliği ile kavrama” esasından yola çıkarak eserler veren sanatçı, şiirsel üslubunun bir parçası olarak; izleyici ve eserler, zaman ve zihin arasında mekâna özgü çağrışımlar ağı kurar.
Kuş bakışı İstanbul resimlerinde, izleyenler eserlerin bir parçası olarak tek başına şehri deneyimler, rüzgarı dinler. Artık ezanlar, kuşların ötüşü, vapur sesleri bu kalabalık şehirde sanki bir kişi için vardır; İstanbul’u dinleyenler ve izleyenler için…




























































