Bir Galerinin Değil, Bir Israrın Hikâyesi

Bir Galerinin Değil, Bir Israrın Hikâyesi

584
0
Paylaş

Mine Sanat Galerisi’nin 40 Yılı

Mine Sanat Galerisi’nin 1985’te başlayan ve günümüze uzanan 40 yıllık serüvenini, galeri koordinatörü Ayşe Koşak’ın moderatörlüğünde, kurucusu Mine Gülener ve sanat tarihçisi Fırat Arapoğlu’ndan dinleme şansına sahip oldum.

Mine Sanat Galerisi’nin 40 yıllık yolculuğu Salt Galata’da konuşuldu.
Galeri Direktörü Ayşe Koşak moderatörlüğünde düzenlenen söyleşi programında Galeri Kurucusu Mine Gülener ve Sanat Tarihçisi Fırat Arapoğlu galerinin sanat yolculuğunu katılımcılarla paylaştı.

Salt Galata ev sahipliğindeki buluşma, yalnızca bir galerinin geçmişini değil, Türkiye’de sanatla kurulan uzun soluklu bir ısrar biçimini anlamaya davet eden özel bir söyleşiydi. Sanat Tarihçisi Fırat Arapoğlu, 40 yıllık belleğe hak ettiği değeri vermek için galerinin açıldığı dönemden itibaren Türkiye’deki ve dünyadaki ekonomik, politik ortamı hatırlatan  sunumuyla bu sanat girişiminin önem ve anlamını çok güzel ortaya koydu.

Mustafa Ata, Adnan Çoker, Mine Gülener, Yusuf Taktak
Mine Sanat Galerisi 40 yaşında (Fotoğraflar: Mine Sanat Galerisi Arşivi – Galeri izniyle)

Yıl 1985. Semt Kadıköy.
Mine Gülener’in vizyonuyla, bağımsız bir sanat kurumu olarak kurulan Mine Sanat Galerisi, genç sanatçılara ve deneysel üretimlere alan açmayı hedefleyerek yola çıkıyor. O dönem için cesur ve öncü sayılabilecek bu yaklaşım, yıllar içinde de galerinin kimliğini belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor.

Türk resminin son 40 yılına tanıklık eden Mine Sanat, kuruluşundan bu yana yalnızca düzenlediği sergilerle değil, Türk sanatına kazandırdığı sanatçılar ve oluşturduğu zengin arşiv ile de adından söz ettiren bir sanat mekânına ve bir ekole dönüşüyor.

Galeri Direktörü sevgili Ayşe Koşak’ın özellikle altını çizdiği gibi  “bir galerinin tarihi”nden çok, sanatla kurulan bir ısrarın nasıl doğduğu, nasıl sürdürüldüğü ve bugün hâlâ nasıl ilham verdiği üzerine düşündüren söyleşi sırasında Serhat Kiraz, Bahar Kocaman, Nurcan Perdahcı, Sabahat Çıkıntaş ve Zehra Sargın gibi sanatçılar da bu kolektif hafızanın bir parçası olarak söyleşiyi dinlemek üzere salonda bulunuyordu. Mine Sanat’ın yalnızca bir sergi mekânı değil, sanatçılarıyla birlikte büyüyen ve yaşayan bir yapı olduğunu fark ediyorum.

Ferit Özşen, Nur Koçak, Adnan Çoker, Balkan Naci İslimyeli, Mine Gülener, Yusuf Taktak (Contemporary Art 10 Sergisi-1997)

Galerinin kuruluşundan bu yana geçen kırk yılda, mekanlar, sergi isimleri, üretim biçimleri değişiyor, sanatçıların ve sanatın yıllar içinde geçirdiği gelişimi, dönüşümü salondaki  büyük beyaz ekranda akan görüntülerde bir belgesel halinde izliyoruz.  Mine Gülener, galerinin açılış hikâyesini anlatırken Türk resim sanatına önemli katkılar sunmuş sanatçılarımızın isimleri -adeta bir geçit töreni gibi – salonda yankılanıyor: Adnan Çoker, Zekai Ormancı, Serhat Kiraz, Balkan Naci İslimyeli, Nur Koçak, Özdemir Altan, Mustafa Ata, Tanju Demirci, Güngör Taner, Yusuf Taktak … 

Mine Gülener (Fotoğraflar: Mine Sanat Galerisi Arşivi – Galeri izniyle)

Mine Sanat Galerisi’nin 40 yıllık sanat yolculuğuna kronolojik bir aktarım olarak bakamayız, Türkiye çağdaş sanatının dönüşümüne tanıklık eden canlı bir anlatı söz konusu.

1985 yılında Mine Gülener’in vizyoner yaklaşımıyla akademi kökenli sanatçıların öncülüğünde Kadıköy’de kurulan Mine Sanat Galerisi, bağımsız yapısıyla deneysel çalışmalara ve genç sanatçılara alan açmış, resimden heykele, seramikten fotoğrafa uzanan geniş bir üretim alanında Türk çağdaş sanatının gelişimine istikrarlı katkılar sunmuş.  Bir yandan da konferans, panel, sergi anlatımlarıyla etkinliklerini zenginleştiren bu  vizyon kırk yıl içinde gösterilmiş sergilerin dökümünü tutarak bir kültür kurumu sorumluluğu üstlenmiş.

Mine Gülener, Beral Madra, Ayşe Koşak “Mine Sanat Galerisi, Mine Gülener’in vizyonuyla sürekli şekilde eğitim veren bir kurum olma niteliğini de taşıdı.”

Sanatın dünü, bugünü ve geleceğine dair düşünmeyi mümkün kılan bugünden  geleceğe aktarılacak bir hikayenin parçası gibi hissettiren söyleşi sırasında fark ediyorum ki Mine Sanat daha ilk kuruluş günlerinden itibaren kültürel arayışı olanlara ortamını açmış,  kaynaklarını cömertçe sunmuş. Kendimi ister istemez bilgim dahilinde Bodrum, İstanbul, Ankara hatta Türkiye geneline  yayılma gayretinde olan sanatsal işleri,  proje ve atılımları,  bugünün galerilerini düşünürken bulunuyorum, önlerinde böylesi bir kurum örneğine sahip oldukları için ne kadar şanslılar.

BLACKBOX/KARAKUTU

Mine Sanat’ın kırk yıla yayılan üretim, sergileme ve paylaşım pratiğini kayıtlar, tanıklıklar ve izlerr üzerinden ele alan özel arşiv projesi Blackbox/Karakutu 31 Ocak tarihine kadar Mine Sanat Galerisi Deneysel’de izleyici ile buluşuyor. Değerli sanatçı Serhat Kiraz’ın kavramsal çerçevesini oluşturduğu Blackbox/Karakutu, fikri, zamanı, kaydı, görünmeyeni, hatırlamayı ve unutuşu kesiştiriyor.

ÇAĞDAŞ 1985 

H. Avni Öztopçu’nun öncülüğünde kurgulanan ve 2008 yılından bu yana yayımlanan 42 sayılık geçmişiyle “Çağdaş 1985” dergisi galeride gerçekleşen sergiler eşliğinde iki dilli (Türkçe-İngilizce) olarak geniş bir okur ve izleyici kitlesine ulaştı.

Mine Gülener “Müstakiller ve D Grubuna Saygı” Sergisinde 1988

Türkiye çağdaş sanatının köklü temsilcilerinden Mine Sanat Galerisi’ni İstanbul’un yanı sıra Bodrum’da da sürdürdüğü üretim ve sergi pratikleriyle sanat dünyasında neredeyse yarım yüzyıldır ayakta kalmayı başaran övgülere layık ısrarı önünde eğiliyorum, Mine Gülener’i,  bu yolculuğun en biricik tanığı ve kıymetli yoldaşı Nur Gülener’i ve sevgili Ayşe Koşak’ı yürekten kutluyorum.

(Fotoğraflar: Mine Sanat Galerisi Arşivi – Galeri izniyle)

YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.