Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde

Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde

315
0
Paylaş
Zehra Sargın, Caresse Art Boşluğun Özgürlük Vaad ettiği Bir Yer

Sanat ortamında etraftaki belirsizliğe, yönelimsizliğe ya da birbirini tekrar eden üretimlere rağmen
kendi yolunda yürüme cesareti gösteren ressam Zehra Sargın ile birlikteyim. Zehra Sargın’ı dört yıl kadar önce Dibeklihan’daki toplu sergi açılışlarından birinden hatırlıyorum, Mine Sanat ile olan bağıyla da ilgi alanıma giren Zehra Sargın ile Mine Sanat iş birliğiyle Caresse Art bünyesinde gerçekleşen en yeni sergisi “Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yer” sergisinin açılışı sonrasında bir araya geldik.

Bodrumania.com için Zehra Sargın’a çok güzel sordum, o da çok güzel anlattı.

Zehra Sargın’ın tuvalinde çizgiler, lekeler boşluğun özgürlük vaadinde kendilerine yer buluyor: oluşuyor, tutunuyor, dönüşüyorlar. Boşluk ve doluluk arasında bir dengede açığa çıkıyor, görünür oluyorlar.

 

Pınar Pişkin: Senin eserlerinin tabiatı ile oldukça uyumlu olduğunu düşündüğüm son serginin ismi:
“Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde” şiir gibi bir isim. Sergi daha ilk anda başlığı ile  şiirsel ve düşünsel
bir alan açıyor. Bu isim nasıl ortaya çıktı? Senin pratiğinde “boşluk” ve “özgürlük” kavramları neye karşılık geliyor?

Zehra Sargın:Öncelikle değerli sözlerin  için çok teşekkür ederim. Her şey o kadar çok ki. Ve önümde boş bir tuval veya kağıt varken bu boş yüzeyi kullanma, doldurma fikri heyecan verici. Bitmeyen coşku, duygular, lekeler, sancılar.

 

Pınar Pişkin: Senin eserlerindeki boşluk bilinçli ve tekrar eden felsefi bir temele mi dayanıyor, yoksa sergi izleyicisi bir hanımefendinin kulağıma çalınan yorumu gibi kompozisyonel bir karar mı?

Zehra Sargın: Resimdeki dolu ve boş alan kullanımını önemsiyorum. Boşluğun dolu alanları desteklemesi, resmin nefes alması gibi. Bazen susarak anlatmak, alan açmak gibi. Sanırım, azla çok ifade oluşturabildiğimi  fark etmek son dönem işlerimde daha etkili oldu. Çok şeye dönüşebilecek  boş alanların heyecanı ve az şeyle yakaladığım  tatmin edici his bu yolda devam etmemi sağladı. Çizgi ve lekelerimdeki akış ve uyum, boşlukta özgürlük gibi bir şey hissettiriyordu bana, yani sergi metnini ve ismini oluşturma aşamasında bu hisler ve düşünceler etkili oldu. Bu boşluk, her şey olmaya hazır hâliyle özgürlük vadediyor ve izleyeni de bu şekilde içinde tutuyor gibiydi.

Kompozisyonel kararımız demek eksik anlatım olur. Üretim biçimimizi oluşturan,  yaşam felsefemiz, sanatçı tutumumuz, düşünsel ve içsel bir var oluşun ürünüdür. Bizimle birlikte dönüşür. Bizimle bir bütündür. Evet bu bir seçim ve karardır.

Zehra Sargın, Caresse Art Boşluğun Özgürlük Vaad ettiği Bir Yerde

 

Pınar Pişkin: Son yıllarda Bodrum’un sanat ajandası oldukça yoğun. Bu dinamizmi bir sanatçı olarak nasıl
değerlendiriyorsun? Sence bu yapı sanatçılar arasında dengeli bir görünürlük sunabiliyor mu?

Zehra Sargın: Sanatla beslenen, sanatı besleyen çalışmaların yapılması, sanatçıların görünürlüklerinin artması,  böyle bir farkındalığın olması çok kıymetli. Son zamanlarda da Bodrum bu anlamda oldukça yoğun.  Sanatçıların üretmeye devam edebilmesi ve işlerinin doğru izlenebilmesi için sanatçıların kaygı ve gereksinimlerinin göz önüne alınması iyi olur.  Gözlem ve deneyimlerime dayanarak, naçizane şunu söyleyebilirim:

Bir şeylerin daha fazla değil, daha doğru olmasına ihtiyaç var. Sanatın görünürlüğü için doğru mekânlara, doğru anlatıma ve özene ihtiyaç var diye düşünüyorum. Sanat bir hızlı tüketim nesnesi değildir. Sanat eserleri uzun soluklu üretimlerdir. Onlarla iletişim kurdukça daha fazla severiz, daha fazla anlarız ve daha çok onlarla kalmak isteriz.

Boşluğun Özgürlük Vaad Ettiği Bir Yerde, Zehra Sargın, Caresse Art

Pınar Pişkin: Bir sergiye hazırlanma sürecin nasıl ilerliyor? Mekân, süre ve içerik seçiminde senin için belirleyici
olan kriterler neler?

Zehra Sargın: Ben çalışmalarımı kendi yolculuğumda oluşturuyorum. Onlar birbiriyle konuşuyorlar, günün sonunda. Bir sergi planı olduğunda, kendi içinde ortak dil yakalamış işlerden mekâna da uyabilecek olanları seçip mekân ve konu bütünlüğünde bir düzenleme yaparak, düzenlemede gerek görürsem eğer onları destekleyici yeni iş ekleyerek ilerliyorum. Yani süreç içinde sergi kendiliğinden oluşuyor. Uygun mekân ve zamanda da sergileniyor. Şimdilik bende süreç böyle işliyor.

Zehra Sargın’ın “Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde” sergisi 31 Mayıs 2026’ya kadar Mine Sanat iş birliği ile Caresse Art bünyesinde izlenebilir.

Pınar Pişkin: Eserlerin isimlendirilmesi konusunda ne düşünüyorsun, eseri isimlendirmek izleyiciyi etki altında bırakıyor mu, yoksa eserin isimlendirilmesi sanatçısı için fuzuli bir iş mi, ne dersin?

Zehra Sargın: Soyut çalışan bir sanatçı olarak isimlendirme konusunda bir gereklilik görmüyorum. Hatta çoğunlukla isimle tanımlamak ve izleyeni yönlendirmek istemiyorum ama bazı resimler de ‘Ben buyum’ diyor; işte öyle hissettiğimde ismini yazmak uygun geliyor. İsminin olması resimden bahsederken kolaylık sağlıyor.

Zehra Sargın, Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde, 3 Nisan-31 Mayıs, Caresse Art

Pınar Pişkin: Zehra Sargın’ın sanatsal yolculuğunda, sanatsal gelişiminde ana eğilimlerin akımları ne derece etkili
oldu, belli akımların ya da eğilimlerin etkisinden söz etmek mümkün mü? Yoksa kendi belirlediğin
çizgide bağımsız olarak ilerlediğini söyleyebilir miyiz? Senin soyut anlatım dilin izleyicide nasıl bir
karşılık buluyor?

Zehra Sargın:Kendimi modernist döneme yakın hissediyorum. Empresyonist sanatçılardan etkilenerek başladığım yolculukta expresif ve minimal bir yerlerde dolaşıyorum, dilimin soyut olduğunu söyleyebilirim. Nasıl çalışırsak çalışalım, sanatın dilinin soyut olduğunu düşünüyorum. Sanat benim için yaşama ve bir ifade biçimi aynı zamanda. Aynı zamanda diyorum çünkü bu tanım eksik ve yanıltıcı olabiliyor. Üretimlerimiz bilgi, düşünce, deneyim ve duygularımızın ürünüdür. Kendi çizgilerimi belirleyip geliştirip bağımsız ilerlediğimi söyleyebiliriz. Evet, beni bu alanda tutan en güçlü şey, bu bağımsızlık bence. Resimlerimin izleyeni resmin içinde dolaştırırken, içinde tutan bir etkisi olduğunu da düşünüyorum.

Pınar Pişkin: Geçen gün bir sanatçı biyografisi okurken denk geldim: Sanatçı şöyle diyor: “Benim için resim yapmak acı veren bir süreç.  Senin için resim yapmak  nasıl bir süreç? Ve resim dersi verdiğini de bildiğim için sormak istiyorum, resim öğretmek sana nasıl hissettiriyor?

Zehra Sargın:Anlıyorum… Acı veren bir süreç diyebilir miyim, bilmiyorum ama acımı yaşama fırsatı veren, acımı ortaya çıkaran, dönüştüren bir süreç diyebilirim. Evet sancılı, ama bir doğum….

Resim öğretiyorum diyemem; belki çizmeyi ve görmeyi nasıl geliştirebileceğimizin eğitimini veriyorum. Buna yardımcı oluyorum diyebiliriz ve paylaşıyorum.  Bu bir deneyim ve aslında deneyimi paylaşıyoruz. 

Zehra Sargın, “Boşluğun Özgürlük Vadettiği Bir Yerde”

Pınar Pişkin: Atölye hazırlıkların hangi safhada, ritüellerin var mı, sergi öncesinde hangi resmin satılacağına/gideceğine dair sezgilerin/tahminlerin oluyor mu?

Zehra Sargın: Her resim için süreç farklı ilerleyebiliyor, çoğunlukla içeride bir şeyler önceden kaynamaya, oluşmaya başlıyor ama  onun üzerinde çok durmuyorum.  Her şey kendi içinde kendini yaşıyor ve ben onlara izin veriyor gibi hissediyorum. Sonra iş başına geçince de oluşmaya, ortaya çıkmaya başlıyor;sanki resimler kendi kendini yaşıyor, oluşturuyor gibi bir his. Bazen de birden bir güçle resme dalıyorum, o an bende bir şeyler kopmuş oluyor. Genellikle müzik en büyük eşlikçim, motivasyon kaynağım, odağımı artırıyor, tercihim klasik parçalardan yana oluyor.

Zehra Sargın, Pınar Pişkin, Caresse Art

Pınar Pişkin: Bir eserin alıcı bulma ihtimali ya da koleksiyoner ilgisi üretim sürecine herhangi bir şekilde etki
ediyor mu? Tamamen bağımsız kalabiliyor musun?

Zehra Sargın: Neyse ki şu an için bağımsızım

Pınar Pişkin: Henüz yapmadığın ama yapmak zorunda hissettiğin bir şey var mı?

Zehra Sargın:Yapsam iyi olur dediğim şeyler vardır ama zorunda hissettiğim bir şey yok. Sanırım en zor olan zorunluluk, “ben resim yapıyorum” demekti. En büyük eşik buydu benim için.

Pınar Pişkin: Sanatçıların görünürlüğü, kendilerini ifade edecek alanlarda yer almaları, sanatseverler ve
koleksiyonerlerle sürdürülebilir iletişim ve ilişki kurulması günümüz sanat ortamında belirleyici bir rol
oynuyor. Bu iletişimi, ilişki ağlarını sen nasıl yönetiyorsun?

Zehra Sargın: Kendimi ait hissetmediğim ve işlerimin ait olmadığını  hissettiğim alanlarda olmuyorum. Bunun benim varlığım ve işlerimin samimiyeti açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Üretmeye devam ettikçe zamanla herkes kendi yolunu buluyor ya da bulur herhalde. Zor bir konu.

Pınar Pişkin:Bugünün Zehrası yolun başındaki Zehra’ya bir tavsiye verecek olsa, bu ne olurdu?

Zehra Sargın: “Daha erken cesaret et, daha fazla üret” diyeceğim ama tam olarak bunu diyemiyorum da.

Teşekkürler Zehra Sargın, bir sonraki karşılaşmayı merakla bekleyeceğiz.

 

 

 

Paylaş
Önceki İçerikHer gebenin kendi özel ebesi olmalı!
✉️ :pinar@bodrumania.com Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji bölümü (BU'01) mezunu, İstanbul Üniversitesi (AUZEF)'de Kültürel Miras ve Turizm eğitimine devam ediyor. Marka iletişimi, pazarlama iletişimi, etkinlik yönetimi ve markaların dijital deneyimlerini tasarlama alanlarında farklı sektörden onlarca marka ve ekiple çalıştı. Markaları kültürel miras ve sanatla yan yana getiren proje tasarımlarına kafa yoruyor. Doğal olarak bir networker. Bodrumania.com için yazıyor, soruyor, araştırıyor, özel haber ve röportajlar yapıyor.

YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.