İÇİNDEN TRAMVAY GEÇEN ŞARKI* BİLMEYEN VAR MI?
Bodrum’da bir yaşam kuran, yılın sadece belli zamanını değil, mevsimlerin geçişini, denizi kadar selini de yaşayan, tek mevsim değil, her mevsim Bodrum diyen bizler çok şanslıyız. Sağımız solumuz öyle güzel insanlarla dolu ki kendimizden biraz çıkıp etrafımıza, bir şekilde rastlaşıp tanışık olduklarımıza bir baksak, bu rastlaşmaların kıymetini, birbirimizin hikayelerine kulak vermenin bizleri nasıl zenginleştirdiğini anlayacağız.

Bir gece önce sahnede “İçinden Tramvay Geçen Şarkı”da izlediğim Yavuz Pekman ile karşılıklı kahve içiyorum, hepsi tek başına tiyatro tarihi olan Münir Özkul, Rasim Öztekin, Cüneyt Türel, Tilbe Saran gibi çok önemli ustalarla mesai veren, yaşam yolu kesişen, sayısız oyunda dramaturg olan, onlarca üniversite öğrencisine emek veren, tiyatro çalışmaları, kitapları, ödüllü filmleri olan Yavuz Pekman anlatıyor, ben dinliyorum. Öyle mütevazi ki kendine kendisinin dışından bakıyor, kendininkini değil de bir başkasının hikayesini anlatıyor sanki…
Pınar Pişkin: Eğlenceli ve düşündürücü “İçinden Tramvay Geçen Şarkı” nasıl girdi bu sezonun oyunları arasına?

Yavuz Pekman: Kerem ile eski arkadaşlığımız var, Kerem Kobanbay aradı “Tiyatro Ak’la Kara’da bir şey yap, kaliteli işler olsun, canın ne istiyorsa onu yap” dedi. “İçinden Tramvay Geçen Şarkı”yı yapayım dedim, sorduğum herkes çok heyecanlandı, bu oyun benim en sevdiğim oyundur, oyunu ezbere bilirim, Ferhan Abi benim ustam, onunla beş sene çalıştım, benim için özel bir tarafı var.
Bütün niyetim seyirci oyundan çıkınca ne kadar hoş bir gece geçirdik dedirtmek -oyunda ağlasa da gülse de politik bir şey de izlese seyirci eğlensin isterim. Bu oyun da öyle bir oyun. Benim sanat yapayım gibi dertlerim olmadı hiç. Brecht ‘in temel ilkelerinden biri haz ilkesidir, benim için de öyle…
Pınar Pişkin: Dramaturg- yazar Yavuz Pekman sahnede olmayı mı kamera karşısında olmayı mı tercih ediyor, hangisi daha önde?
Yavuz Pekman: Tiyatroya ilk olarak 1985 yılında amatör bir oyuncu olarak Bursa Devlet Tiyatrosu’nda başladım, buradan başlayarak meslek hayatım boyunca çok değerli isimlerle biraraya geldim, benim akademim benim ustalarım oldular, bu isimlerle bir mesai vermek çok kıymetli, bunlar sizin hayatınıza dokunuyor, düşünsel dünyanıza ufuklar açıyor, ne konuştukları ne izledikleri, üslupları bütün bunlar hem sanatınızda hem kendi yaşamınızda sizi siz yapan bir şeye dönüşüyor.

Kamera karşısında oynamaktansa sahnede izleyici karşısında olmayı tercih ederim, daha samimi buluyorum. Işıl Kasapoğlu ile yirmi sene çalıştım Semaver Kumpanya’da. Dramaturg’luğunu üstlendim, derken kendimi oyun seçimlerinde, metin yazarken, oyun çevirisi yaparken buldum. Beşinci seneyi devriyesinde bir kutlama oyunu olarak Semaver ve Kumpanya öykülerini iç içe uyarladım, adını da Kumpanya Öyküleri koydum, bizim kült oyunlarımızdan bir tanesi oldu. İlk versiyonunda ben oynamıyordum sonra onuncu mu kaçıncı senesinde Serkan Keskin ile beraber oynadım, Mustafa Kırantepe, Sezin Bozacı falan öyle bir kadro ile oynadık, çok iş yapmıştı o oyun, o kadar güzel bir oyundu ki bitince ağlamaklı oluyordum, hiç bitsin istemiyordum.
Filmler dersen “Abluka”da Emin Alper ile, Pelin Esmer ile “İşe Yarar Bir Şey”de çalıştım, senaryoyu okudum tabi ama onlara gözüm kapalı güvenirim. “Güven, Nefesim Kesilene Kadar, Gözetleme Kulesi” gibi bir çok bağımsız sinema filminde oynadım, rol değil de küçük kompozisyonlar diyorum ben bunlara.
Pınar Pişkin: Gönüllülük senin için çok kıymetli, Bodrum Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği MAG ile ne yapıyorsun?
Yavuz Pekman: Yaz döneminde 6-7 yangına gittim. Bir işe yaradığını hissetmek, can kurtardığını, ağaç kurtardığını, sincap kurtardığını hissetmek insana iyi geliyor. Üniformayı giydiğinde artık her şeyini bırakarak birileriyle dayanışarak bir şeyler kurtardığını hissetmek çok güzel, işte o zaman akşam yatağına yattığında rahat uyuyorsun. MAG öyle bir yer ki köyde süt sağan arkadaşımız da var, belediyede temizlik görevlisi olan arkadaşımız da var, inşaat mühendisi de var, sanatçı da var, bu insanların hepsi sınıfsal farklılık olmadan, mevki makam gözetmeden, bir araya geliyorlar, ortak bir idealin etrafında buluşan bir grup olmak çok sevindirici, Türkiye’de kollektif iş yapmak çok zor biliyorum o nedenle de burada bunu başarabilmek iyi hissettiriyor, çok güzel insanlarla tanıştım.

*İçinden Tramvay Geçen Şarkı Hakkında
Anuşka’nın Atölyesi Sunar
Yazan:Karl Valentin-Ferhan Şensoy
Yöneten:Yavuz Pekman
Yardımcı Yönetmen:Ani Haddeler
Müzik:Melis Şeşen
Müzik Düzenleme:Cem Yılmazer
Dekor:Tolunay Türköz
Kostüm:Hande Ömürlü Yılmazer
Afiş:Arpi Haddeler
Oyuncular: Yavuz Pekman, Hande Ömürlü Yılmazer
Her Perşembe 20:30’da Tiyatro Ak’la KAra Bodrum, Kale İş Merkezi, A 17
Gişe Tel:5435414358































