

Pınar Pişkin başkentten bildiriyor: Ankara’da kış sanat sezonu iddialı galeriler ve butik kültür sanat salonlarının sergi programları ile oldukça hareketli geçiyor. Payam Latifi’nin cam ve halıyı buluşturan yeni sergisi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde Ankara izleyicisini çarpıcı bir yüzleşmeye davet ediyor.
Payam Latifi, yedinci kişisel sergisi “Halı Altına Süpürülenler” ile Ankara Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluştu. Payam Latifi, İran halıları ve camla “esaret” ve “özgürleşme” kavramları üzerinden soyut bir evren kuruyor. İran halılarının kadim hafızası camın keskin ve kırılgan diliyle konuşuyor. Payam Latifi’yi Bodrum’daki Seyrü Sefer sergisinden hatırlayacaksınız: https://www.bodrumania.com/servi-agacinin-golgesinde-payam-latifinin-seyr-u-sefer-sergisi/

Serginin açılış akşamında sergi için hazırladığı özel koreografiyle sahne alan flamenko dansçısı Olga Lugovskaya, mekânı adeta bir performans alanına dönüştürdü. Camın kırılganlığı, müziğin ve dansın tutkulu ritmi serginin “esaret ve özgürleşme” duygularını sahneye taşıyarak davetlilerin büyük beğenisini topladı. Olga’nın kendi bedeninin dışına çıktığı kendini unuttuğu dans performansı izleyiciyi öyle etkiledi ki performans bittiğinde alkışlar Payam Latifi’nin kurduğu sembolik evrende bir süre daha yankılandı.



Latifi, sanat pratiğini cam, seramik ve karışık malzemelerle sürdürüyor. İran halılarının canlı desenlerinin altındaki camla kurulan anlatı kırılganlığımızla yüzleştiriyor; halının yumuşaklığının yerini camın keskinliği alıyor.

Payam Latifi, bastırılan duyguların, konuşulmayan travmaların ve görmezden gelinen gerçeklerin simgesi olarak seçtiği İran halıları ile camı konuşturuyor. Camın kırıldığı yerden ışığı yansıttığı bu evrende yüzleşmenin sonunda hep umut var.

Payam Latifi, düşünceyi, boyayla, camla, çamurla bir sanat eserine dönüştürüyor. Onun bu sergisine eşlik eden metin, Latifi’nin kurduğu soyut evreni şiirsel bir iç monologla derinleştiriyor. Halının altından bir ses yankılanıyor:
“Ben kimim ki?
Halı’nın altında,
Sıkışmış, tıkanmış bir esirim…”
Nakışların, renklerin, düğümlerin zamanla ağırlığı üstümde.
Kimi zaman nakıştaki balık,
Kimi zaman servi,
Kimi zaman bir nar…
Üçyol gibi akıyorum bu halının desenlerinde.
Lakin, neredeyim ben?
Senin güneş gibi sıcaklığın
Isıttı tenimi nakışların altında.
Balığın sırtı gibi keman kaşların,
Narın tadında dudakların,
Servi gibi dik, yeşil duruşun…
Halı altına süpürülmüş beni
Çıkardın bu donuk soğuklardan.
Renklerimi, nakışlarımı canlandırdın
Gözlerinin bakışlarıyla.
Halıya baktığımda bugün,
Bu hapisten çıkışımı sen mi oldun sebep?
Yoksa
Sevmekti,
Sevilmekti,
Sevgiydi
Bu esaretin çıkışı?

Sergi, kavramsal çerçevesini genişleten ve camın kırılganlığını düşünsel bir zemine taşıyan söyleşi programıyla da dikkat çekiyor.

28 Şubat Cumartesi, 14:00 – Küratör Sinem Pehlivanlı ile “Halı Altında Kalanlar”
7 Mart Cumartesi, 14:00 – Sanat Tarihçisi Veysel Kerem Hun ile “Görünmeyeni Görmek”
14 Mart Cumartesi, 14:00 – Prof. Mustafa Ağatekekin ile “Kırılganlığın Gücü”

Bu sergi, kendi hayatımızda “halı altına süpürdüklerimizle” yüzleşmek için bir davet. Yolunuzu Ankara’ya düşürmeye değecek sergi 17 Mart’a kadar Çankaya Belediyesi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.


