Uzun yıllardır Bodrum’da yaşayan Arkeolog Canan Küçükeren, son kitabının imza günü için okurları ve sevenleri ile bir araya geldi.
The Bodrum Cup etkinlikleri kapsamında düzenlenen imza gününde son kitabı “Gurbetçi Karialılar” ile okurlarının karşısına çıkan Canan Küçükeren, kitabını ve Karia Uygarlığını anlattığı bir söyleşiyle okurlarına beşinci kitabını tanıtmış oldu.
Zai Bodrum’da düzenlenen etkinliğe katılan yaklaşık 70 kişilik bir okura hitaben yaptığı konuşmada Karia Medeniyetine de diğer uygarlıklar gibi sahip çıkan çok ülke olduğunu dile getiren Canan Küçükeren, üzerinde yaşadığımız toprakların zenginliklerine dikkat çekerek bu mirasa mutlaka sahip çıkılması ve korunması gerektiğini vuruladı.
Arkeolog Canan Küçükeren, “Benim bu kitapları yazmaktaki gayem biraz olsun üzerinde yaşadığımız toprakları tanımak ve tanıtmak, ona sahip çıkmak ve bu muhteşem mirası genç kuşaklara aktarmak. Bu zengin mirasa biz sahip çıkmadıkça başkaları sahip çıkmakta. Eğer geçmişimize sahip çıkmazsak geleceğimize nasıl sahip çıkacağız. Batının bölgeye büyük ilgisine ve talanına rağmen Anadolu’nun bu en bakir ve hakkettiğinden az araştırılan yazısı henüz çözülmemiş, bu nedenle de incelenmesi çok zor olan bir uygarlığı anlatmaya çalıştım sizlere. Tarihi yorumlarken gerçeklerden uzaklaşmamaya, araştırmalarımı yaparken hep antik kaynaklara inmeye çalıştım. Karia daha çok okunsun bilinsin ki, korunsun diye düşündüm ve inanıyorum ki, Anadolu uygarlıkları hak ettiği noktaya mutlaka ulaşacak ve genç kuşaklar yaşadığı toprağın geçmişini öğrendikçe bizden daha iyi koruyacaklardır.” Dedi.
Karialıların aynı zamanda çalışmak için farklı ülkelere göç ettiğinin de altını çizen Küçükeren, “Göçmen Karialılar” kitabında da bu konuyu ele aldığı bilgisini verdi.
GURBETÇİ KARİALILAR
MÖ 10. yüzyıldan itibaren gerek paralı askerler gerekse taş ustaları olarak Mısır, İran ve İsrail’de çalışan Karialıların izlerinin sürüldüğü, kalıntılarının belgelendiği bir projedir.
Güneybatı Anadolu’nun yerleşik ilk halklarından biri olan Karialılar, dünyanın ilk kadın amiralleri I. ve II. Artemisia’yı yetiştiren, antik dünyanın yedi harikasından biri olan Satrap Mausolos’un mezar binası Mausoleion’u bizlere bırakan ve bu anıtsal mezar binasına istinaden “mozole” sözcüğünü dünya literatürüne hediye eden, kültür ve geleneklerini binlerce yıl korumayı başaran bir uygarlıktır. Coğrafyalarına uygun olarak hem anakarada hem adalarda hem de denizaşırı ülkelerde yaşamış, korkusuz, denizci ve savaş yeteneği gelişmiş korsanlar olarak da anılmaktadırlar. Antik Mısır kaynaklarına göre, Mısır’a çalışmak için gelen Karialılar, “denizden gelen tunç adamlar”dır. Halikarnassoslu Herodotos’a göre, tarihte ilk defa kalkana kulp, miğfere sorguç ve püskül takan, kalkanı süslemeyi ve boyamayı bu dünyaya miras bırakan bir kavimdir. Eski Pers kayıtlarına göre ise, savaşçı karakterlerinin yanı sıra taş işlemesini bilen yetenekli taş ustaları, sanatkâr, zanaatkâr ve ağır malzemelerin taşınmasında ehil insanlardır. Anadolu’nun en ilginç kavimlerinden biri olan Karialılar, taşların üzerine Karia alfabesiyle yazdıkları inisiyallerle gittikleri ülkelerdeki varlıklarını kanıtlamışlar, yaşadıkları ve kamp kurdukları yerler, sefer güzergâhları hakkında önemli bilgiler bırakmışlardır.
Karialıların Mısır, İran ve İsrail’deki izlerinin titizlikle sürüldüğü, büyük zorluklara rağmen müze ve ören yerlerindeki kalıntılara ulaşılarak belgelendiği GURBETÇİ KARIALILAR, gerek içeriğindeki araştırma hikayeleri gerekse Karia arkeolojisine sunduğu bilgilerle önemli bir kaynak niteliğindedir.







































