Dondurmam Gaymak: Gapital’in çekimlerine Muğla’da başlandı
New York’tan Muğla’ya uzanan kapital bir yolculuk Başrollerini Cengiz Bozkurt, Okan Çabalar, Atakan Çelik ve Mehtap Bayri’nin üstlendiği “Dondurmam Gaymak: Gapital” filminin çekimlerine Muğla’da başlandı. Yerel emeğin küresel sermaye düzeniyle çarpışmasını konu alan film, Amerika’dan Muğla’nın sade, temiz ve emekle ayakta duran insanlarının hayatına kadar uzanan büyük ekonomik oyunu beyazperdeye taşıyacak.
Bir zamanlar bir kasabada dondurma sadece tatlı değildi; onurdu, emekti, mirastı. Şimdi o miras tehlikede! Ege’nin sıcak sokaklarında sert bir yüzleşmenin hikâyesini anlatan “Dondurmam Gaymak: Gapital” filminin ekibi sete çıktı. Kadrosunda Cengiz Bozkurt, Okan Çabalar, Atakan Çelik, Mehtap Bayri, Zehra Yılmaz, Abdullah Burak Kaya, Gülnihal Demir ve Yasin Çam gibi başarılı oyuncuları buluşturan yapımın çekimlerine Muğla’nın Menteşe ilçesinde start verildi.
EGE’DEN SIMSICAK BİR HİKÂYE
Yapımcılığını, daha önce “Rüzgarlı Tep” ve “Kan Çiçekleri” gibi önemli yapımlara imza atan Unik Film’in üstlendiği, yönetmen koltuğunda ise Eyüp Boz’un oturduğu “Dondurmam Gaymak: Gapital”in çekimlerinin 4 haftada tamamlanması planlanıyor. Ege’nin samimi ortamından sımsıcak bir hikâyeyi beyazperdeye taşıyacak filmde Muğla halkı da yer alacak.
MESELE SADECE DONDURMA DEĞİL
Sinemaseverleri heyecanlandıran “Dondurmam Gaymak: Gapital” filminin konusu şöyle: Amerika’da bankacı olarak başarılı bir hayat süren Kamil, oğlunun mutsuzluğu ve geçmişin çağrısıyla Ula’ya geri döner. Ancak onu bekleyen manzara, anılarındaki gibi değildir. Ali Usta’nın emanet ettiği Nasip Dondurmaları borç batağındadır. Ruhunu kaybetmiş, kasabanın gözünde itibarını yitirmiştir. Yanlış yönetim, hırs, sosyal medya gösterişi ve kolay para hayalleri… Küçük bir dükkânın içine sığamayacak kadar büyük hatalar yapılmıştır. Kasabada artık yeni bir düzen vardır; şov peşinde koşanlar, sosyal medya şaklabanlıklarıyla büyüyenler, markayı “modernleştirdiğini” sananlar… Ama bir şey eksiktir: Emek. Kamil için mesele sadece bir dükkânı kurtarmak değildir: Mesele, ustasına verdiği sözü tutmaktır. Mesele, oğluna ait olduğu yeri gösterebilmektir. Ve belki de en önemlisi; kaybettiği aşkıyla, geçmişiyle ve kendi korkularıyla yüzleşmektir.
































