Çocuğum okula başlıyor: Peki ben hazır mıyım?

Çocuğum okula başlıyor: Peki ben hazır mıyım?

273
0
Paylaş

Okulların açılmasıyla birlikte yalnızca çocuklar değil, ebeveynler de yeni bir döneme adım atıyor. Çocuğun ilk kez okuldan ayrılması; heyecan ve gururun yanı sıra kaygı, suçluluk ve “Acaba hazır mı?” endişesini de beraberinde getirebiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Gözde Erden Aydın, okul başlangıcında ebeveynlerin kendi kaygılarını fark etmelerinin ve bu kaygının çocuğa yansımaması için doğru tutum geliştirmelerinin önemine dikkat çekiyor.

Çocuğun duygusu ile ebeveynin duygusu ayrılmalı

Çocuğun okul kapısında ağlaması, ebeveynde onu hemen rahatlatma ve yaşadığı güçlüğü ortadan kaldırma isteği yaratabiliyor. Vedayı uzatmak, tekrar tekrar güvence vermek, geri dönmek veya okula göndermekten vazgeçmek kısa vadede hem çocuğu hem de ebeveyni rahatlatabiliyor.

Ancak bu tepkilerin sürekli hale gelmesi, uzun vadede çocuğun ayrılıkla baş etmesini zorlaştırabiliyor.

Bu nedenle ebeveynlerin öncelikle kendilerine, “Bunu çocuğumun ihtiyacı olduğu için mi yapıyorum, yoksa onun üzülmesi benim kaygımı artırdığı için mi?” sorusunu sorması önem taşıyor.

Uzmanlara göre çocuğun zorlanması ile zarar görmesi aynı şey değil. Her çocuğun mizacı, gelişimsel özellikleri ve okul koşulları farklılık gösterirken, çocukların yaşlarına uygun zorluklarla karşılaştıklarında kendi baş etme becerilerini geliştirmelerine fırsat tanınması gerekiyor.

Ebeveynin kaygısı çocuğa yansıyabiliyor

Çocuklar ebeveynlerinin yalnızca söylediklerinden değil, davranışlarından, ses tonundan ve özellikle ayrılık anındaki tutumlarından da etkileniyor.

Bu nedenle çocuğa sürekli “Korkma, hiçbir şey olmayacak” demek yerine, yaşadığı duyguyu kabul eden ve aynı zamanda bu duyguyla baş edebileceğine dair güven veren bir dil kullanılması öneriliyor.

Ebeveyn çocuğuna, “Ayrılmak sana zor geliyor, bunu görüyorum. Öğretmenin yanında olacak. Ben de okuldan sonra geleceğim. Bununla baş edebileceğine inanıyorum” diyebilir.

Buradaki amaç çocuğa hayatın tamamen kaygısız veya her şeyin kontrol edilebilir olduğu mesajını vermek değil. Asıl amaç, zor bir duygu yaşadığında bununla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmak.

Okula uyum sürecinde ebeveynler ne yapmalı?

Okula başlangıç döneminde ebeveynlerin kendi kaygılarını yönetebilmesi ve çocuklarına güven veren bir tutum sergileyebilmesi önem taşıyor.

Uzmanların dikkat çektiği başlıca noktalar şöyle:

  • Önce kendi duygunuzu fark edin: “Şu anda kaygılıyım” veya “Ayrılmak bana da zor geliyor” diyerek kendi duygunuzu tanıyın.
  • Kaygılı düşünceyi gerçekle karıştırmayın: Çocuğun ağlaması, tek başına okula hazır olmadığı veya okulda zarar gördüğü anlamına gelmez.
  • Belirsizliğe alan açın: Çocuğun okulda yaşadığı her anı kontrol etmeye çalışmak yerine kendi baş etme becerilerini geliştirmesine fırsat verin.
  • Vedayı sıcak, kısa ve öngörülebilir tutun: Ne zaman döneceğinizi çocuğun anlayabileceği şekilde anlatın ve vedayı uzatmadan ayrılın.
  • Gizlice ayrılmayın: Açık ve tutarlı bir vedalaşma, çocuğun ebeveynine duyduğu güveni destekler.
  • Çocuğun duygusunu kabul edin: “Üzüldüğünü görüyorum” diyerek duygusunu kabul ederken, “Bununla baş edebilirsin” mesajını da verin.
  • Kaygıya göre düzeninizi sürekli değiştirmeyin: Çocuk kaygılanmasın diye okula göndermemek veya ayrılığı sürekli ertelemek, kaçınma davranışlarının devam etmesine katkıda bulunabilir.

Çocuğun kaygısını azaltmak amacıyla aile yaşamının sürekli olarak bu kaygıya göre düzenlenmesi, psikiyatride “family accommodation” olarak tanımlanan bir örüntüyle ilişkilendirilebiliyor. Kısa vadede rahatlatıcı olan bu davranışlar sürekli hale geldiğinde, çocuğun kendi başına baş etme becerilerinin gelişmesini zorlaştırabiliyor.

Bununla birlikte çocuğun güvenliği, gelişimsel ihtiyaçları ve içinde bulunduğu koşullar her zaman öncelikli olmalı.

Belirsizliğe alan açmak gerekiyor

Çocuğun okulda geçirdiği günün her ayrıntısını kontrol edememek ebeveynler için zorlayıcı olabilir. Ancak çocukların zaman içerisinde kendi baş etme yollarını geliştirebilmesi için belirli ölçüde belirsizliğe alan açılması gerekiyor.

Bu süreçte öğretmenle düzenli ve açık iletişim kurmak, okulun uyum süreciyle ilgili önerilerini dikkate almak ve çocuğun her zorlanmasını hemen ortadan kaldırmaya çalışmamak önem taşıyor.

Ebeveynin görevi çocuğun yaşadığı her güçlüğü ortadan kaldırmak değil; gerektiğinde yanında olduğunu hissettirerek bu güçlüklerle baş edebilmesine destek olmak.

Okul kapısında 30 saniyelik egzersiz

Çocuğun kaygılandığı anda ebeveynin öncelikle kendi bedenindeki değişiklikleri fark etmesi öneriliyor. Kısa bir duraklama ve nefesi düzenleme, çocuğa verilecek mesajın daha sakin olmasına yardımcı olabilir.

Fark edin: “Şu anda benim de kaygım yükseliyor.”

Nefesi yavaşlatın: Özellikle nefes verişinizi biraz uzatın ve omuzlarınızı gevşetin.

Düşünceyi yeniden çerçeveleyin: “Ağlaması, zarar gördüğü anlamına gelmiyor.”

Hedefi hatırlayın: “Amacım onun hiç üzülmemesi değil, ayrılıkla baş edebileceğini öğrenmesi.”

Vedalaşın: Sakin, kısa ve güven veren bir cümleyle ayrılın.

Çocuk okula alışamıyorsa ne zaman profesyonel destek alınmalı?

Her çocuk okula farklı bir hızda alışabilir. Ancak okul kaygısının uzun süre devam etmesi veya çocuğun günlük yaşamını ve okula devamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda profesyonel destek alınması yararlı olabilir.

Özellikle yoğun karın ağrısı, baş ağrısı veya mide bulantısı gibi bedensel yakınmaların kaygıya eşlik etmesi de dikkate alınmalı.

Şu durumlarda bir uzmandan destek alınması önem taşıyor:

  • Kaygı zaman içinde azalmıyor veya giderek artıyorsa,
  • Çocuğun okula gitmesini belirgin biçimde etkiliyorsa,
  • Günlük yaşamı, uykusu veya genel işlevselliği bozuluyorsa,
  • Tekrarlayan karın ağrısı, baş ağrısı veya mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar eşlik ediyorsa,
  • Aile yaşamı sürekli olarak çocuğun kaygısına göre düzenlenmeye başladıysa.

Bu durumlarda okulun rehberlik servisiyle, çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanıyla veya uygun bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşülebilir. Ebeveynin kendi kaygısı yoğun, uzun süreli veya günlük yaşamını etkileyen bir hale geldiyse yetişkin ruh sağlığı uzmanından destek almak da değerlendirilebilir.

Çocuğa verilebilecek en değerli mesaj: “Sen bunu yapabilirsin”

Çocuğun okula uyum sürecinde ebeveynin görevi, onun kaygısını tamamen ortadan kaldırmak değil. Asıl hedef, çocuğun duygusunun görüldüğünü ve anlaşıldığını hissetmesini sağlarken, aynı zamanda bu duyguyla baş edebileceğine ilişkin güven geliştirmesine yardımcı olmak.

Çocuğun zihninde zamanla şu mesajın oluşması, okul uyum sürecinin önemli kazanımlarından biri olabilir:

“Annem/babam benim duygumu görüyor. Bunun zor olduğunu biliyor. Ama benim baş edebileceğime inanıyor. Gidiyor ve söz verdiği gibi geri geliyor. Demek ki ben bunu yapabilirim.”

Çocuğun okula başlaması, ebeveyn için de biraz ayrılmayı, kontrolü paylaşmayı ve belirsizliğe dayanmayı öğrenmek anlamına geliyor.

Çocuğa verilebilecek güven yalnızca “Ben hep yanındayım” demekle sınırlı değil. Belki de bundan daha güçlü olan mesaj şu:

“Ben yanında olmadığımda da baş edebileceğine güveniyorum.”

YORUM YOK

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.