

Çoklu mecralarla üretim yapan, kariyerinin en başından bu yana sergilerine zaman zaman fotoğraf, resim, heykel ve hatta seramiği de dahil eden Genco Gülan ile son sergisi Müzede Gece’yi son gününde gezdim.
Bir teorisyenle konuşmanın bir güzel yanı da siz daha sormadan cevabın gelmesi. Bodrumania için yaptığım bu çok özel Genco Gülan röportajını keyifle okurken eserlerin kendi aralarındaki konuşmalarını duyacak, sanata, sanatçıya, sanat tarihine bir de Genco’nun gözünden bakacaksınız. Röportajın okuma süresi sizin dikkatinize bağlı olarak değişkenlik gösterir:-)

Genco Gülan, Müzede Gece Sergisi
Sanat tarihini ve kültürel geçişleri yeniden yorumlayan Genco Gülan, üslup sergilerine alışkın izleyici için şaşırtıcı ve başlı başına yaratıcılık odaklı bir sergi deneyimi sunuyor.
2006 yapımı “Müzede Gece” filmini hatırlayanlarınız olacaktır. Sanatçı Genco Gülan, filmde olduğu gibi sergi kurgusunda da gece, müzede sihirli bir dönüşüm yaşanır. Farklı dönem ve disiplinlere ait imgeler iç içe geçer, reklamlar resimlere, ekran ışıkları boyalara, maskeler heykellere karışır.

Pınar Pişkin: Serginin ismi ve çağrışımları ile başlayalım mı?
Genco Gülan: Sergi “Müzede Gece”, müzecilik kavramı, müzeciliğin günümüzde yaşadığı durumla ilgili bir sergi. Serginin ilk parçası serginin ismiyle de alakalı olarak bir Van Gogh yorumu. Dijital baskı üzerine önce boya ile müdahale, sonra akıtma var; akıtma ile iklim protestolarını hatırlatmaya çalışıyor, hem de iklim protestolarını sanat tarihinin içine sokmayı hedefleyen bir tablo görüyoruz. Sergi, bu tablo ile iklim protestocularına bir saygı duruşuyla başlıyor.

Pınar Pişkin: Müzede Gece Sergisi’nde yeni medya ile ilgili sadece bir iş sergileniyor. Müzelerin kökenine bir yorum olarak Yeni Medya Müzesi’ni anlatır mısınız?
Genco Gülan: Yeni Medya Müzesi’ni yağlı boya tablo olarak nasıl ifade edebilirim… müzelerin kökenini yorumladım, ancak bu imgelemde çok zorlandım. Yeni medya teknolojileri hayatımıza girse de, imgelem dünyamıza girmemiş; bu beni zorladı. Kültürel karmaşayı görünür kılan bir tablo, Minecraft, karlı TV ekranı, renkli televizyon ekranı, Microsoft ekranı…

Pınar Pişkin: Nedir “Orman Cini”?
Genco Gülan: Orman Cini bize farklı bir deneyim ve farklı bir estetik öneriyor. Ağaç gövdesinde çalışarak beni kompozisyonel olarak çok zorlayan bir parça bu, ama mesela bu iki arada kalma hâlim üstad Rahmi Aksungur’un da çok hoşuna gitti. Çünkü sanatçının da tereddütlü olduğu noktaları sizinle paylaşmasını sevebilirsiniz. Bu kompozisyonu doğa yaratmış. Ben doğanın yarattığı bir kompozisyonun içine katıldım. Mesela bu heykelin ağzı çok farklı bir yerde; heykelin altında ağzı var ve protez dişleri çıkıyor. Bu yapıtların aslında izleyiciyi rahatsız etmesi iyiye alamet. Bazı yapıtlar da sizi rahatsız etmeli ki siz de harekete geçin, bu düşünsel ya da fiziksel bir hareket olabilir. Bazen bir yapıt beni çok rahatsız ediyorsa, bu hayra alamet diye düşünüyorum.

Pınar Pişkin: Osman Hamdi’nin “Müzede Gece”de ne işi var?
Genco Gülan: Osman Hamdi Bey serginin kilit parçalarından bir tanesi, köşedeki “silah tacirleri” isimli yapıtın ismi Osman Hamdi Bey’den geliyor. İmge, ilk baktığınızda size bir Osman Hamdi Bey çağrıştırmıyorsa da, o çağrışım için kendinizi biraz daha zorlamanız gerekiyor. Osman Hamdi Bey de oryantalist bir sanatçı ama yüzü batıya dönük bir ressam, yani Gerome’lardan falan bir tık farklı. Osman Hamdi Bey sırtını doğuya dönüp batıya aydınlığa doğru bakıyor.
Bu serginin çıkış parçalarından biri, birinci referans, oryantalist referans. Oryantalizme bakış yönümü bu sergi ile tekrar toparladım. Burada halının içinden ayaklar çıkıyor, iş adamı gibi görünen birinin siyah ayakkabılarını görüyoruz ama bir ipucu alamıyoruz. Silah tacirlerindeki bu halı çöpte bulunan bir halı.
Yanındaki tablo, “Hızlı Terbiye” adlı Osman Hamdi yorumudur. Bu sergide iki dijital baskı görsel işi var. Bu yapıt yaklaşık 20-25 yaşında, Türkiye’ye dijital teknoloji ilk geldiğinde benim denediğim dijital baskılardandır.

Pınar Pişkin: Başına halı geçirilmiş bu heykeli konuşalım istiyorum. Serginin başlığı “Müzede Bir Gece” olunca bağlamla bağlantılı olarak bir antik çağ mermer heykeli görmeyi bekleriz ama başına halı geçirilmiş bir heykel görmek izleyiciyi sarsıyor, bir yandan da halı daha yakın zamana ait ve kültürel bir sembolken heykelin başına geçirildiğinde başka bir etki yaratıyor.
Genco Gülan: “Genco Gülan işlerinde” bu etkiyi istiyorum, geçmişe git-gel. Ben hep yapıtlarımda izleyicinin bu yolculuğu yapmasını istiyorum, yani imgelem olarak geçmişe gidin, geri gelin, tekrar gidin. Bu heykel aslında antik bir Büyük İskender heykeline benim yaptığım yorumdur. Heykelleri halı ve kilimlerle sararak kültürel katmanlar arasında yeni ilişkiler kuruyorum. Bu sergide heykelin kafasını küçük bir halı ile kapladım, etkiyi o kadar değiştirdi ki …
Başlangıçta heykel burada öylece duruyordu, heykelin kafasını halı ile bir sardım ve hemen iki güvenlik geldi heykelin önünde birbirleri ile heykeli tartışmaya başladılar. Bu kullandığım halı imgelemi, heykel imgelemi bir matematik denklemi gibi değil, yani sanatta 2+2 = 4 etmiyor. Bazı şeyler bazı şeylere eklenince çok değişik anlamlar yaratıyor, bu anlam sizi bir sürü çağrışıma götürüyor. Zaten çağdaş sanat da çoklu anlam ve çoklu cevap etkisi yaratmaya çalışıyoruz. Biz çoktan seçmeli değiliz; çoklu anlamı istiyoruz. Bunlar bulmaca değil, tek bir cevabı yok; bir sürü anlamı olsun istiyorum.

Pınar Pişkin: FLY, bu halı hem konuşuyor hem de uçuyor mu?
Genco Gülan: Üretim yılı 2026 olan FLY, Müzede Gece Sergisi’nin star parçalarından biri. FLY halı gerçek bir el halısı. İlk defa halı boyamıyorum, ama ilk defa başarılı oldum çünkü bu kolay bir şey değil.
Halı hem anlam olarak çok yüklü, hem imgelem olarak çok yüklü, hem de müdahale edilmesi zor bir yüzey. Galericim Hazım Bey’in de uzmanlık alanı olan halıları bu sergiye almak istedim. Halı beni direkt uçan halıya götürdü, Sinbad’ın uçan halısına. Uçan Halı çözümlerinden biri bu, başka uçan halı eskizlerim de var; onlar da başka sergilerde yer alacak. Bu serinin ilk parçası FLY halısı, hem halı boyamaya hem de uçan halılar tasarlamaya devam edeceğim. Halılardan da sanattan da aslında böyle bir beklentimiz var, bizi alsın uzaklara götürsün.

Pınar Pişkin: Seramiklerin üzerinde marka sembolleri (Adidas, LV, hatta Mickey Mouse) görüyoruz.
Genco Gülan:Bunu aslında sanat tarihi ikonlarını kırmak için pop ikonları kullanmak şeklinde açıklayabilirim. Benim rekabete girdiğim kişiler çok büyük. Örneğin, Picasso yapıtlarını yorumluyorum; örneğin, Rein’in ütüsünü ya da Duchamp’ın pisuarını yorumlarken kendi tarafıma başka ikonları çekmem gerekiyor. İkon kırıcı olarak başka ikonları kullanıyorum.İkonlarla görsel rekabete giriyorum.Cola bir pop ikondur. Cola markalamanın da ötesinde imgelem dünyamızda bir ikona dönüşmüştür. Dolayısıyla sanat tarihindeki büyük ikonlarla ancak günümüz ikonlarıyla baş edebiliriz. Örneğin, basketbol topunu imza gibi kullanıyorum; Adidas logosunu, LV logosunu kullanıyorum, Genco imzası artık imzadan markaya dönüştü, markaları bir görsel imza olarak kullanıyorum.
Pınar Pişkin: O ikonların en güçlülerinden biri olduğu için mi Cola?
Genco Gülan: Evet, ama mesela “Kübist drink Cola” diyor ama öyle bir şey yok, Kübistlerin Cola içtiğine dair hiçbir bilgi yok. Ben de zaten karşınızda sanat tarihçisi olarak durmuyorum. Sanatın da size doğru şeyler söylemesini zaten beklememek gerekiyor, sanatın böyle bir vaadi yok. Bir yağlı boya resmin size sadece doğruyu anlatması diye bir konu yok.


Pınar Pişkin: Bu serginizde seramik eserlerin sayısı da dikkat çekici
Genco Gülan:Bütün kariyerim boyunca seramik ürettim. Seramiklerin süreci de ilginçtir. Fakat her seramik ürettiğimde de sergilemiyorum. Seramik zor bir malzeme ama bir sürü açılımı olan bir malzemedir. Picasso, Luciana Fontana gibi bir sürü sanatçı da seramik üretmiş. Bu sergide seramikler beni antik, arkaik ve tarih öncesi tanrıçalarına kadar götürdü, bu seramikler sayesinde radarımı MÖ 30.000’lere kadar genişlettim. Picasso da seramik çalışırken Miken uygarlıklarını çalışıyormuş, Miken uygarlığına kadar gidince zaten ana tanrıça kültüne ulaşıp MÖ 30.000 kadar gidebiliyorsunuz.

Pınar Pişkin: Bantlanmış heykeller !?
Genco Gülan: Sergideki heykellerin üstündeki bantlar Maurizio Cattelan’ın bantlarına referans olarak var. Bu bantlar hem referans veriyor hem de bu benim birtakım antropolojik öğeleri kullanma nedenim: Amacım Helen kültürü ve göçebe Anadolu kültürünü birleştirip buradan “bir takım estetik değerlere” ulaşmak değil. Hislere yol almanın olasılığını araştırmak, bu heykelde bir Helen büstü, Anadolu kilimi ve bant birleşince bize başka bir hikâye yazabilir mi, onun peşindeyim.

Genco Gülan: “Dali’nin saatlerini” yorumladım. Dali zamanın erimesini yapmıştı. Genco da iletişimin erimesini yorumladı. Akıllı telefonlarla yeni bir iletişime geçtiğimiz söyleniyor, ama bu bizim imgelem dünyamıza girebilmiş değil; zor çünkü biz nesneler dünyasında yaşıyoruz ve bu yeni teknolojilerin bu imgelem dünyasında birebir karşılıkları yok. O yüzden resmin üstüne bir de priz taktım ki ne dediğim daha net anlaşılsın istedim.”

Pınar Pişkin: Malzeme çeşitliliğinden de bahseder misiniz?
Genco Gülan: Örneğin, bu gitar gerçek ahşap akustik bir gitarın yapı bozuma uğramış hâli, dekonstrüksiyonunun karşısında duruyoruz ama yanındaki kızak plastik. Gitarın Picasso’ya referansı var, kızağın Boyce’a referansı var. Bunların malzemeleri de bugünün Türkiyesi’nin durumunu konuşmamızı sağlıyor. Picasso da gitarı dekonstrükte etmişti, ama o karton kullanmıştı çünkü Picasso İspanyol ve gitar onun için kutsal. Ama ben İspanyol değilim, gitar benim kutsalım değil; ben gitarı parçalara ayırıp ondan yeni bir heykel yapabiliyorum.


Genco Gülan ile sohbet çok yönlü akıyor. Yapay zekâyı 15 senedir kullanan Genco, yapıtlar üretiyor, sergiliyor. 20 senedir kodlama ile yapıt yapıyor.
2000’lerin başında Karşı Sanat’ta “Ne Zaman Uçak Sesi Duysam” ses yerleştirmesi ve “Kara Kutu Aslında Turuncudur” ses enstalasyonlarında Genco Gülan, iki ayrı havaalanından gelen sesleri üst üste çakıştırdığı, uçak-kule canlı yayın seslerini kullandığı bir yerleştirme gerçekleştirmişti. Bugünlerde Piartworks Londra için bu projeyi önermeyi düşünüyor.
Sanat dozu yüksek sohbetimiz hız kesmeden akıyor. Ayrılırken Bodrum’da Görecek Adası açıklarında suyun altına yerleştirilen devasa Genco Gülan eserini görmek için Bodrum’da bir dalış planlamak üzere sözleşiyoruz.
Meraklısı için Genco Gülan hakkında ek not : Resimden videoya uzanan üretimini “fikir sanatı” olarak tanımlayan çağdaş sanatçı ve teorisyen Genco Gülan’ın ulusal ve uluslararası birçok ödülü bulunuyor. Eserleri Centre Pompidou, ZKM ve İstanbul Modern gibi önemli müzelerde ve koleksiyonlarda yer alıyor. Bienaller, festivaller ve akademik platformlarda aktif olan Genco, aynı zamanda Web Bienali’nin kurucusu, konferanslar ve üniversitelerde dersler veriyor.
